28 Eylül 2010 Salı

KOBİ'ler Basel III düzenlemelerinden endişeli

Türk bankaları, Basel III'ün bankacılığa olumsuz etkide bulunmayacağı görüşünde, KOBİ'ler kredilere ulaşma anlamında endişeli.

ANKARA - Türk bankaları, Kasım ayında yapılacak olan G-20 toplantısında netleşecek olan Basel III prensipleri ile getirilecek düzenlemelerin, Türk bankacılığına olumsuz etkide bulunmayacağı görüşünde iken, küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ) ise kredilere ulaşma anlamında endişeli.

Halkbank Risk Yönetimi Daire Başkanı Ali Ulvi Sargon, Basel III uygulamalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde sermaye yeterliliği ile ilgili olarak üç farklı rasyo ihdas edildiğinin görüldüğünü, bunlardan birincisinin minimum yüzde 7 olarak uygulanacak olan "Kor 1. Kuşak Sermaye sermaye koruma tamponu oranı", ikincisinin yüzde 6 olarak uygulanacak olan minimum "1. Kuşak sermaye oranı", üçüncüsünün ise yüzde 10,5 olarak uygulanacak olan "minimum toplam sermaye sermaye koruma tamponu oranı" olduğunu söyledi.

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) tarafından yayımlanan düzenlemeler çerçevesinde, anılan rasyoların hayata geçirilmesi için kademeli bir geçiş sistemi öngörüldüğünü, 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle rasyoların belirtilen oranlarda uygulamaya geçirilmesinin sağlanacağını hatırlatan Sargon, bu yönüyle bankaların söz konusu düzenlemelere uyum sağlamaları için sürelerinin bulunduğuna işaret etti.

Türk bankacılık sisteminin sermaye yapısı değerlendirildiğinde öz kaynaklar içinde "hibrid sermaye araçları" olarak adlandırılan unsurların düşük oranda yer alması nedeniyle "Kor 1. Kuşak Sermaye" oranının diğer ülkelere kıyasla oldukça yüksek düzeyde seyrettiğini belirten Sargon, "Bu nedenle Türk bankacılık sisteminin Basel III ile getirilen düzenlemelere uyum düzeyi oldukça yüksek seviyededir. Diğer taraftan, toplam öz kaynaklar içinde 1. Kuşak Sermayenin payının görece düşük olduğu bankalarda ilave sermaye ihtiyacı oluşması kaçınılmazdır" dedi.

Bununla birlikte Basel III hükümlerinin ekonomik büyümeye etkilerini analiz edebilmek için sadece bulundurulması gereken sermaye miktarının yükseltilmesine yönelik hükümleri değil, Basel III ile getirilen diğer düzenlemeleri de değerlendirmenin yerinde olacağına dikkati çeken Sargon, Türkiye'de ve uluslararası alanda yaşanan geçmiş kriz dönemleri incelendiğinde bankaların ekonomik döngünün olumlu seyrettiği dönemlerde kredi arzlarını genişlettikleri, hissedarlarına ve çalışanlarına yüksek oranda kar dağıttıkları, buna karşılık ekonomik döngünün olumsuz seyrettiği dönemlerde kredi arzını kısarak reel sektöre kaynak aktarımında kısıntıya gittikleri ve ekonomik büyümenin daha da olumsuz bir biçimde etkilenmesine yol açtıklarının görüldüğünü hatırlattı.

Sargon, şöyle devam etti:
"Kanaatimce Basel III ile getirilen en önemli husus, bu olumsuzluğun önüne geçilmesini sağlamak üzere 'döngüsel sermaye tamponu' ve 'sermaye koruma tamponu' uygulamalarının hayata geçirilmesidir. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karlılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Ayrıca daha güçlü sermaye yapısına sahip bir bankacılık sisteminin makro ekonomik dengelerin oluşmasında daha etkin rol oynayacağı açıktır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder