23 Aralık 2010 Perşembe

Banka Mevduatları Yükseldi

Bankalardaki toplam mevduat,2 milyar 586,2 milyon lira artarak, 527 milyar 43,4 milyon liraya yükseldi.

Bankalardaki toplam mevduat, 10 Kasım tarihi itibarıyla 3 Aralık'a kıyasla 2 milyar 586,2 milyon lira artarak, 527 milyar 43,4 milyon liraya yükseldi. Bankalardaki toplam mevduat 3 Aralık tarihinde 524 milyar 457,2 milyon lira idi. Aynı dönemde TL cinsinden mevduat 4 milyar 633,1 milyon lira artarak, 357 milyar 947,5 milyon liradan 362 milyar 580,6 milyon liraya çıktı. Yabancı para cinsindenmevduat ise 151 milyar 938,2 milyon liradan 150 milyar 435,2 milyon liraya geriledi. 10 Aralık itibarıyla 14 milyar 27,6 milyon lira olan bankalararası mevduatın ise 9 milyar 676,8 milyon lirası Türk Lirası, 4 milyar 350,7 milyon lirası da yabancı paradan oluştu.

17 Aralık 2010 Cuma

Kredi Kartlarına Yeni Düzenlemeler Geldi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, kredi kartlarının asgari ödeme tutarları ve nakit çekimleri ile ilgili önemli değişiklikler yaptı.
Buna göre halen yüzde 20 olarak uygulanan kredi kartı asgari ödeme tutarı yüzde 40'a kadar çıkarılabilecek, kart borcunu 3 defa yarısından az ödeyen nakit çekim yapamayacak.

ESKİ İLE YENİ FARKLI OLACAK

Resmi Gazete'de de yayımlanan yönetmelikte, asgari ödeme tutarları ile ilgili iki ayrı düzenleme yapıldı. Mevcut kredi katları ile yeni alınacak kredi kartlarında farklı asgari ödeme zorunlulukları uygulanacak.
Buna göre, ödenmesi gereken asgarî tutar, kredi kartı limiti 15 bin Türk Lirasına kadar olan kredi kartlarında dönem borcunun yüzde 25'inden, limiti 15 bin liradan 20 bin liraya kadar olan kredi kartlarında dönem borcunun yüzde 30'undan, limiti 20 bin lira ve üzerinde olan kredi kartlarında ise dönem borcunun yüzde 40'ından aşağı olmayacak.
Yeni tahsis edilen kredi kartlarında da kullanım başlangıcı tarihinden itibaren bir yıllık sürenin dolmasına kadar dönem borcunun yüzde 40'ından aşağı olamayacak.
Yönetmelikte yapılan değişikliğe göre, yeni verilecek kredi kartları hariç olmak üzere, asgari ödeme oranlarının bugünden itibaren 24. aya kadar, kredi kartı limitlerine göre en az yüzde 22 ile en çok yüzde 35'e kadar artırılmasını öngören bir intibak süreci uygulanacak.
Yönetmelik kapsamında, yapılan bir başka değişiklikle şubeler kanalıyla yapılan kart iptaline ilişkin taleplerde, bu talebin hangi tarihte alındığına dair şube yetkililerince imzalanmış bir belgenin veya doldurulan iptal talep formunun bir örneğinin kart hamiline verilmesi zorunlu tutuldu.

NAKİT ÇEKİME SINIRLAMA

Bir takvim yılı içinde kredi kartı borcunu 3 defa dönem borcunun yarısından az ödeyenin nakit çekim hakkı elinden alınacak. Bu kredi kartlarının limitleri de dönem borcunun tamamının ödenmesine kadar arttırılamayacak.
Öte yandan yönetmeliğin, bu maddesi 6 ay sonra yürürlüğe girerken, diğer maddeler bugünden itibaren yürürlüğe girdi.

Kaynak: Hurriyet

6 Aralık 2010 Pazartesi

Bankacılık sektörü ne durumda?

Bankacılık sektörü ne durumda merak ediyor musunuz? Bu konuda BDDK’nın yayınladığı bilgileri inceleyince aşağıdaki sonuçlara ulaşılıyor.


1. Bankaların takipteki kredileri toplam kredilerin 4.2%’sidir.

2. Banka menkul değerlerinin ortalama vadesi 1221 gün yani yaklaşık üç yıldır.

3. Alım satım amaçlı menkul değerlerin ortalama vadesi ise 914 gündür, yani 2.5 yıl seviyesindedir. Yabancı bankaların ortalama vadesi yerli bankaların ve kamu bankalarının ortalama vadesine göre daha yüksektir.

4. Bankacılık sektörünün 2010 yılı üçüncü çeyrek karı 11.7 milyar USD’dir. Bu rakamın 6.7 milyar USD yerli özel bankalarının, 3.8 milyar USD kamu bankalarının ve 1.3 milyar USD yabancı bankaların karlarıdır.

5. Toplam 331 milyar USD kullandırılan kredinin, 172 milyar USD tutarını yerli özel bankalar kullandırmaktadır. Konut kredileri toplam 38 milyar USD olarak gelişmiş ülke kredi tutarlarının oldukça altındadır.

6. Türkiye’de bankaların 191 milyar USD değerindeki menkul kıymet portföyünün yaklaşık 82% değerindeki tutarı devlet tahvilinden oluşmakta olup, yaklaşık 11%’lik kısım Eurobond yatırımlarından oluşmaktadır. Bankalar hazine bonosu (kısa vadeli bono) portföyünde sadece 2% oranında bir yatırım bulundurmaktadır.

7. 398 milyar USD’nin 178 milyar USD değerindeki kısmı yaklaşık 38.000 hesapta tutulmakta olup, nüfusun 1%’den azı mevduatın 80%’ine sahiptir. Mevduatların 91%’i üç ay ve daha kısa vadeli mevduat olup, bu tutar bankalar için ucuz maliyetli kaynak oluşturmaktadır. Bu kompozisyon bankaların TL’ye güvenerek uzun vadeli yatırıma yönelirken banka müşterilerinin uzun vadeye yatırım yapmakta daha çekingen kaldıklarını göstermektedir.

8. Bankaların likiditelerinin yüksek olduğu dikkati çekmektedir. Bankaların sermayeleri toplam 117 milyar USD olup özel bankaların sermayesi 60 milyar USD ve kamu bankalarının sermayesi 37 milyar USD’dir. Bankaların sermaye yeterliliği oranlarının (Sektör:19.3; Özel Bankalar: 18.5; Kamu Bankaları: 22.4; Yabancı Bankalar: 17.6) da oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Bu oranların yabancı bankalarda en optimum olacak seviyelerde belirlendiği, daha sonra özel bankalarda ve en son kamu bankalarında etkin karlılık sağlayacak seviyelerde tutulduğu görülmektedir.

9. BDDK tarafından bankacılarla yapılan periyodik anket sonucunda kredilerin artacağı ve ekonomik göstergelerin bozulma ihtimalinin az olduğu hakim görünüyor.

Türkiye’de bankacılık sistemi gelişmiş piyasaların aksine şu dönemde en sağlıklı günlerini geçiriyor gibi duruyor. Geçmiş krizlerden alınan derslerin ve stratejik yaklaşımların etkisi net bir şekilde bilançolara yansımış duruyor.

Dr. Belma Öztürkal/Finansonline

2 Aralık 2010 Perşembe

Bankaların işlem geliri 8 milyar

Babacan, bankaların, kredi kartı ücret ve komisyonları ile hesap işletim ücretinden oluşan faiz dışı gelirlerinin yüzde 2,7 arttığını açıkladı

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankaların, kredi kartı ücret ve komisyonları ile hesap işletim ücretinden oluşan faiz dışı gelirlerinin, Eylül 2010 dönemi itibarıyla geçen yıla göre yüzde 2,7 artarak 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplayan Babacan, bankaların, bireysel ve ticari bankacılık hizmetlerinin belirli bir karşılığı olarak, müşterilerinden 'hesap işletim', 'yıllık hesap' ve 'yıllık mevduat' gibi isimler adı altında ücret tahsil ettiklerini söyledi. Bu miktarın bankalarca belirlendiğini işaret eden Babacan, "Mevcut durumda kriterlere ilişkin herhangi bir mevzuat bulunmamaktadır. Kredi kartı ücret ve komisyonları ile hesap işletim ücreti gibi gelirler, faiz dışı gelirler altında sınıflanan bankacılık hizmet gelirlerinde muhasebeleştirilmektedir.'' dedi.

25 Kasım 2010 Perşembe

Kart borcuna af gelecek mi?

Hükümetin vergi ve prim borcunu yapılandıran yasa taslağına kart borcunun girmesi için son söz bankalarda

Finans kurumları milyonlarca kişiyi ilgilendiren öneriye onay verirse bu borçlar da taslağa dahil edilecek

Vergi ve prim alacaklarına ödeme kolaylığı getirilmesine ilişkin yasa tasarısına, bankalardan onay gelirse kredi kartları borçları da eklenecek. Ekonomi yönetimi bu konuda, topu bankalara attı. Bankalar “Biz de pakette yer almak istiyoruz” derlerse, geçtiğimiz yıl çıkarılan kredi kartları borçlarına yapılandırma getiren düzenlemenin süresi uzatılacak. Kredi kartları borçlarının yapılandırılmasının da pakete eklenmesi konusunda bankalarla görüşmeler devam ediyor.

TÜKETİCİDEN YOĞUN TALEP VAR

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı borç yapılandırmasına ilişkin çalışmalar son aşamaya gelirken, tüketicilerden ve sivil toplum örgütlerinden tasarıya kredi kartı borçlarının da eklenmesi konusunda talepler geldi. Birçok tüketici Maliye, Hazine ve BDDK’ya kredi kartı borçlarının da tasarıya eklenmesi konusunda başvuruda bulundu.

Ekonomi yönetimi ise, gelen talepleri bankalara ileterek, onay verilirse kredi kartları borçların da tasarıya eklenebileceğini bildirdi. Halen bankalardan bir cevap gelmedi. Ancak, bankaların onay vermesi halinde kredi kartı borçlarına ilişkin düzenlemenin, tasarının Meclis görüşmeleri sırasında da eklenebileceği bildirildi.

AYNI ŞARTLAR GEÇERLİ OLACAK

Bankalardan onay gelirse, 2009’daki düzenlemenin aynısı, pakete eklenecek. Yetkililer, aynı düzenlemenin kapsama tarihinin değiştirilmesi ve süresinin uzatılması halinde, kart borçlarının da tasarıya eklenmiş olacağını dile getirdiler. Yetkililer, birçok bankanın, aynı şartları tüketicilere uyguladığını belirterek, düzenlemenin eklenmesi halinde kart borcu yapılandırılmasında da birliktelik sağlanacağını söyledi. 2009’da çıkarılan kart borçlarına ödeme kolaylığı getirilmesine ilişkin düzenlemede, temerrüt faizleri yerine normal faiz uygulanmış ve birçok tüketicinin kart borcunda önemli indirimler sağlanmıştı.

Yapılandırma pazartesi Meclis’te

Ekonomi yönetiminin halen üzerinde çalıştığı vergi-SSK prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemenin gelecek hafta pazartesi akşamına kadar TBMM’ye sevk edilmesi hedefleniyor. 31 Temmuz’dan önce ihtilaflı hale gelen vergi dosyalarında, mahkemenin ilk aşamasını kazanan mükelleflerin borçlarının yüzde 80’inin, karar çıkmayan mükelleflerin borç anaparasının ise yüzde 50’sinin silinmesine imkan tanıyan tasarıyla ilgili bilgi veren bir yetkili, tasarı üzerinde çalışmaların ilgili birimlerin katılımıyla devam ettiğini belirterek “Düzenlemenin en geç pazartesi günü akşamına kadar TBMM’ye sevk edilmesi hedefleniyor” dedi.


Hüseyin Özay/Star

22 Kasım 2010 Pazartesi

Adabank İhalesinde Geri Sayım

BDDK’nın vetosu nedeniyle ilk 2 ihalesi iptal edilen Adabank’ta geri sayım başladı.

TMSF’nin üçüncü kez satışa çıkardığı ancak 3 kez tarihi ertelenen Uzan Grubu’nun eski bankasının ihalesi en son 24 Kasım’a ertelenmişti. Çarşamba günü ertelenmezse, ihaleyi kazanan muhammen bedel olan 90 milyon dolar ödeyecek. Ayrıca BDDK’nın istediği 300 milyon dolarlık sermayeyi de hazırlaması gerekecek.

Uzun bayram tatilinin ardından Adabank ihalesinde geri sayım başlıyor. Tatilin ardından başlayan haftanın en kritik konusu 24 Kasım’da gerçekleştirileceği duyurulan Adabank ihalesi olacak. TMSF, 4 kez ertelediği Adabank ihalesinin yeni tarihini 24 Kasım olarak duyurmuştu. Ancak ihalenin bu kez de ertelenip ertelenmeyeceği merakla bekleniyor.

Çarşamba günü yapılacağı duyurulan ihaleyi kazanan muhammen bedel olan 90 milyon dolar ödemek zorunda olacak. Ancak Adabank’ın devri için bu tutar yeterli olmayacak. BDDK’nın istediği 300 milyon dolarlık sermayenin de hazır edilmesi gerek. Halen ihaleye kaç grubun katılacağı ise açıklanmadı. Geçtiğimiz günlerde İsrailli Bank Hapoalim’in sahibi olduğu Bank Pozitif, Adabank ihalesine katılacağını bildirdi.


Yılan hikayesine döndü

Adabank’ın satışıyla ilgili süreç yılan hikayesine dönerken, 24 Kasım’da gerçekleştirilecek ihale için TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül, İran, İsrail ve Körfez ülkelerinden 3 büyük grubun yeterlilik aldığını söylemişti. TMSF Başkanı Gül, “Rakam ihale gününe kadar 5’i bulabilir” demişti. Başkan Gül ayrıca “Bizim herhangi bir gruba önyargımız yok, büyük grupların kıyasıya mücadele edeceği bir ihale olacak” demişti.

Satışı yılan hikayesine dönen Adabank, TMSF tarafından daha önce üç kez satışa çıkarılmıştı. Haziran 2006’da 60 milyon TL bedelle açılan ilk ihaleye teklif gelmezken, ikinci ihale Temmuz 2006’da gerçekleştirildi. Yapılan ihaleye en yüksek teklifi 45 milyon 100 bin TL ile Kuveytli The International Investor Company (TII) vermişti.

Ancak BDDK, “firmanın mali gücü yetersiz” gerekçesiyle satışı iptal etti. Ardından Ocak 2009’da yapılan üçüncü ihalede ise en yüksek teklifi 57.1 milyon TL ile Sinpaş Grubu ve Abdullah Tivnikli’nin yönetimindeki Eksim Grup vermişti. Uzun süre BDDK onayı bekleyen ihalenin sonucu yaklaşık 1.5 yıl sonra 10 Haziran 2010 tarihinde sessizce açıklandı ve sürpriz kararla BDDK Adabank’ın satışına onay vermedi. 21 Eylül’de yapılacak ihale, önce 19 Ekim’e ardından da 24 Kasım’a ertelendi. TMSF muhammen bedeli 90 milyon dolar olarak belirlerken, fon ihale kanunu gereği en yüksek teklif verene bankayı satacak. Fakat BDDK’nın Adabank’ı alacak grubun “bankacılık yapmaya haiz sermayedar” olmaması durumunda onay vermeyeceğini sık sık vurguluyor.

Adabank İhalesinde Geri Sayım

BDDK’nın vetosu nedeniyle ilk 2 ihalesi iptal edilen Adabank’ta geri sayım başladı

TMSF’nin üçüncü kez satışa çıkardığı ancak 3 kez tarihi ertelenen Uzan Grubu’nun eski bankasının ihalesi en son 24 Kasım’a ertelenmişti. Çarşamba günü ertelenmezse, ihaleyi kazanan muhammen bedel olan 90 milyon dolar ödeyecek. Ayrıca BDDK’nın istediği 300 milyon dolarlık sermayeyi de hazırlaması gerekecek.

Uzun bayram tatilinin ardından Adabank ihalesinde geri sayım başlıyor. Tatilin ardından başlayan haftanın en kritik konusu 24 Kasım’da gerçekleştirileceği duyurulan Adabank ihalesi olacak. TMSF, 4 kez ertelediği Adabank ihalesinin yeni tarihini 24 Kasım olarak duyurmuştu. Ancak ihalenin bu kez de ertelenip ertelenmeyeceği merakla bekleniyor.

Çarşamba günü yapılacağı duyurulan ihaleyi kazanan muhammen bedel olan 90 milyon dolar ödemek zorunda olacak. Ancak Adabank’ın devri için bu tutar yeterli olmayacak. BDDK’nın istediği 300 milyon dolarlık sermayenin de hazır edilmesi gerek. Halen ihaleye kaç grubun katılacağı ise açıklanmadı. Geçtiğimiz günlerde İsrailli Bank Hapoalim’in sahibi olduğu Bank Pozitif, Adabank ihalesine katılacağını bildirdi.

Yılan hikayesine döndü

Adabank’ın satışıyla ilgili süreç yılan hikayesine dönerken, 24 Kasım’da gerçekleştirilecek ihale için TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül, İran, İsrail ve Körfez ülkelerinden 3 büyük grubun yeterlilik aldığını söylemişti. TMSF Başkanı Gül, “Rakam ihale gününe kadar 5’i bulabilir” demişti. Başkan Gül ayrıca “Bizim herhangi bir gruba önyargımız yok, büyük grupların kıyasıya mücadele edeceği bir ihale olacak” demişti.
Satışı yılan hikayesine dönen Adabank, TMSF tarafından daha önce üç kez satışa çıkarılmıştı. Haziran 2006’da 60 milyon TL bedelle açılan ilk ihaleye teklif gelmezken, ikinci ihale Temmuz 2006’da gerçekleştirildi. Yapılan ihaleye en yüksek teklifi 45 milyon 100 bin TL ile Kuveytli The International Investor Company (TII) vermişti.

Ancak BDDK, “firmanın mali gücü yetersiz” gerekçesiyle satışı iptal etti. Ardından Ocak 2009’da yapılan üçüncü ihalede ise en yüksek teklifi 57.1 milyon TL ile Sinpaş Grubu ve Abdullah Tivnikli’nin yönetimindeki Eksim Grup vermişti. Uzun süre BDDK onayı bekleyen ihalenin sonucu yaklaşık 1.5 yıl sonra 10 Haziran 2010 tarihinde sessizce açıklandı ve sürpriz kararla BDDK Adabank’ın satışına onay vermedi. 21 Eylül’de yapılacak ihale, önce 19 Ekim’e ardından da 24 Kasım’a ertelendi. TMSF muhammen bedeli 90 milyon dolar olarak belirlerken, fon ihale kanunu gereği en yüksek teklif verene bankayı satacak. Fakat BDDK’nın Adabank’ı alacak grubun “bankacılık yapmaya haiz sermayedar” olmaması durumunda onay vermeyeceğini sık sık vurguluyor.

18 Kasım 2010 Perşembe

Türkiye yüzde 8,2 büyüyecek

OECD Ekonomik Görünüm Raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 8,2, gelecek yıl yüzde 5,3 ve 2012 yılında ise yüzde 5,4 büyüyeceği öngörülüyor.


Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) Ekonomik Görünüm Raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 8,2, gelecek yıl yüzde 5,3 ve 2012 yılında ise yüzde 5,4 büyüyeceği öngörülüyor.

OECD'nin yılda iki kere yayımlanan Ekonomik Görünüm Raporunun Türkiye bölümünde, 2009 yılının ikinci çeyreğinde başlayan toparlanmanın, 2010 yılı süresince de güçlü olmaya devam edeceği belirtilerek, gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYH) artış oranlarının bu yıl yüzde 8'i, gelecek yıl yüzde 5'i aşmasının beklendiği kaydedildi. Raporda büyüme karşısındaki risklere de dikkat çekilerek, Türkiye'nin iş döngüsünün, dış çevre ve ihracat performansı konusunda çok yüksek hassasiyet taşıdığı, bu konularda da riskler bulunduğu belirtildi.

Rekabet edebilirlik ve istihdamın toparlanması durumunda, yatırım ve büyümenin daha da güçlü olacağı belirtilen raporda, buna karşılık makroekonomik belirsizliklerin artmasının ya da uluslararası rekabet edebilirliğin duraksamasının ekonomik genişlemeyi zayıflatabileceği üzerinde duruldu.

Yetkililerin, para ve mali politikaların aşama aşama sıkılaşacağını belirttiği, Orta Vadeli Ekonomik Programın da Ekim ayında açıklandığı ifade edilen raporda, devam eden yapısal reformların verimliliği ve formal sektörde istihdamı artırmasının, daha dengeli ve sürdürülebilir büyümenin devamına yardımcı olacağı belirtildi.

Raporda, GSYH büyümesinin iç ve dış talebin etkisiyle bu yılın ilk yarısında çok güçlü olduğu vurgulanarak, birtakım göstergelerin yılın ikinci yarısında da iç talebin sağlıklı olmayı sürdüreceğini gösterdiği kaydedildi. Buna karşılık, ihracat ve sanayi üretiminde yavaşlama yaşanabileceğini işaret edildi.



-EKONOMİK TAHMİNLER-



OECD'nin tahminlerine göre Türkiye ekonomisi, bu yıl yüzde 8,2, gelecek yıl yüzde 5,3 ve 2012 yılında ise yüzde 5,4 büyüme kaydedecek.

2012 yılına kadar Türkiye'nin cari işlemler açığının artacağı tahminine yer verilen raporda, Türkiye'nin cari işlemler açığının GSYH'ya oranının bu yıl yüzde 5,1, gelecek yıl yüzde 5,7 ve 2012 yılında da yüzde 6,3 olmasının beklendiği kaydedildi.

Rapora göre, işsizlik oranı da bu yıl yüzde 12, gelecek yıl yüzde 11,7 ve 2012 yılında ise yüzde 11 olacak.

OECD tahminlerine göre, Tüketici Fiyatları Endeksi ise bu yıl yüzde 8,5, gelecek yıl yüzde 6,9 ve 2012 yılında ise yüzde 6,4'e inecek.

12 Kasım 2010 Cuma

Merkez Bankası'nın yeni hamlesi

Merkez Bankası, yüzde 5.5 olan TL munzam karşılık oranlarını yüzde 6'ya çıkardığını açıkladı. Yabancı para yükümlülüklerde yüzde 11 olan zorunlu karşılık oranlarında ise değişikliğe gitmedi.

Merkez Bankası, Eylül ayında da yarım puanlık bir artış yaparak zorunlu karşılık oranlarını yüzde 5.5'e çıkarmıştı.

PİYASADAN PARA ÇEKİLECEK

Merkez Bankası'nın bu hamlesi, son dönemde artan kredi hacminin ve piyasadaki likiditenin biraz frenlenmesi anlamına geliyor. Zorunlu karşılık oranları, MB tarafından piyasadaki likiditeyi dengelemek için kullanılıyor. Oranların düşürülmesi piyasadaki paramiktarını artırırken, yükseltilmesi de düşürüyor.
MB'nin bugünkü hamlesi ile piyasadan 2 milyar TL civarında bir likiditenin çekilmesi bekleniyor.

MERKEZ BANKASI İŞARETİNİ VERMİŞTİ
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, dünkü toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, zorunlu karşılık oranlarında değişikliğin işaretini vermişti. Kasım ayı toplantısında gecelik borçlanma faizlerini 400 baz puan aşağı çekerek yüzde 5.75’ten yüzde 1.75’e indiren, buna karşılık borç verme faizini yüzde 8.75’te sabit tutan Merkez Bankası Para Politikası Kurul’u, son dönemde artan sermaye girişlerinin iç ve dış talebin büyüme hızlarındaki ayrışmayı belirginleştirdiğine vurgu yapmıştı. Bu durumun hızlı kredi genişlemesi ve uyarılan ithalat talebi kanalıyla cari dengede bozulmaya yol açtığını ve finansal istikrara ilişkin riskleri gündeme getirdiği uyarısında bulunan Kurul, Türk lirası piyasası işlemlerinde vadelerin uzamasını teşvik etmek amacıyla, gecelik piyasada oluşan faizlerin politika faizinden, her iki yönde de konjonktürün gerektirdiği ölçüde sapmasına geçici olarak izin verilebileceğini ifade etmişti. Kurul bu doğrultuda, gecelik borçlanma faizlerinin 400 baz puan daha indirerek borçlanma faizleri ile borç verme faizleri arasındaki farkı artırdığını kaydetmişti.

KRİZ NEDENİYLE ZORUNLU KARŞILIK ORANLARI DÜŞÜRÜLMÜŞTÜ
Merkez Bankası, krizin derinleşmeye başladığı Ekim 2008’de ise küresel krizin piyasalarda yol açtığı sorunları azaltmak amacıyla Türk parası ve döviz likiditesine yönelik olarak alınan diğer tedbirlere ek olarak, zorunlu karşılık oranlarının, 5 Aralık 2008 ve 16 Ekim 2009 tarihlerinde yabancı para yükümlülükler için 2 puan, Türk parası yükümlülükler için 1 puan düşürerek sırasıyla yüzde 9 ve yüzde 5 olarak belirlemişti. Çıkış Stratejisi’nde makroekonomik ve finansal riskleri azaltıcı bir politika aracı olarak zorunlu karşılık oranlarının daha aktif bir şekilde kullanılabileceğini açıklayan Merkez Bankası, bu çerçevede, yabancı para zorunlu karşılık oranlarının, 30 Nisan 2010 ve 6 Ağustos 2010 tarihli yükümlülük dönemlerinden geçerli olmak üzere 0.5’er puan artırarak yüzde 10’a yükseltmişti. Böylece piyasanın likiditesinin yaklaşık 1.4 milyar dolar azaltmıştı.

11 Kasım 2010 Perşembe

5 yılda 20 bin yeni milyoner!

2008 Eylül ayından bu yana 1 milyon liranın üzerinde hesabı olan mudi sayısı 31 bin 500’ü aştı...

BDDK, Eylül ayında bankalarda 1 milyon liranın üzerinde mevduatı bulunan milyoner sayısının geçen yılın aynı ayına göre 3 bin, 5 yıl öncesine göre 19 bin 807 kişi arttığını açıkladı. Global krizin patlak verdiği 2008 Eylül ayından bugüne geçen 2 yıllık dönemde ise Türkiye 7 bin 244 milyoner daha yarattı.

ANKARA - Ekonomik krizden çıkışla birlikte Türkiye’deki milyoner sayısı da, milyonerlerin bankalarda tuttukları mevduat tutarı da arttı. Global krizin miladı olarak görülen 2008 yılı Eylül ayından, bu yılın Eylül ayına kadar olan dönemde Türkiye’de milyonerler arasına 7 bin 244 kişi katıldı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, son 1 yıllık dönemde ise 3 bin yenimilyonerimiz olurken, 2005 yılı Eylül ayından bu yana geçen 5 yıllık dönemde Türkiye’de 20 bin yeni milyoner yaratıldı.

1 yılda 3 bin milyoner

BDDK’nın önceki gün açıkladığı Eylül ayı bankacılık sektör verileri, bankalarda 1 milyon TL’nin üzerinde hesabı bulunan yurtiçi yerleşiklerle ilgili çarpıcı gelişmeyi de ortaya koydu. Buna göre, milyoner mudi sayısı, geçen yılın aynı ayına göre 3 bin 13 kişi artarken, milyoner başına düşen mevduat tutarı da arttı. Geçen yıl Eylül ayında milyoner sayısı 28 bin 556 iken, bu yılın Eylül ayında bu sayı 31 bin 591’e çıktı. Böylece 1 yılda Türkiye’de milyonerler arasına 3 binden fazla yeni milyoner eklenirken, milyonerlerin hesabında tuttukları toplam mevduat da 208.3 milyar TL’den, 257 milyar TL’ye yükseldi. Böylece milyoner başına düşen 7.3 milyon TL’lik tutar da 8.1 milyon TL’ye yükselmiş oldu.

5 yılda 2.7 kat arttı

BDDK verileri Türkiye’de 2005 yılı Eylül ayından bu yılın aynı dönemine kadar geçen 5 yıllık sürede milyoner sayısının 11 bin 784’ten, 31 bin 591’e çıktığını gösteriyor. Buna göre 5 yılda 19 bin 807 yeni milyonerimiz daha oldu. Aynı dönemde milyoner hesaplarında tutulan mevduat da 83.2 milyar liradan 256.9 milyar liraya yükseldi. Milyoner sayısı 11 bin 784’ten 31 bin 591’e çıkarak, 5 yılda 2.7 kat arttı. Aynı şekilde milyonerlerin banka hesaplarında tuttukları toplam para da 83.2 milyar liradan, 256.9 milyar liraya çıkarak, 3 kat artmış oldu.

Ekonomik krizde artış hızlandı

Rakamlar incelendiğinde ilginç bir durum da ortaya çıktı.

Türkiye’de 2005 Eylül ile 2010 Eylül dönemini kapsayan 5 yıllık dönemde milyoner sayısındaki en fazla artış 2008 yılı Eylül döneminde yaşandı. Böylece dünya devi Lehman Brothers’ın Eylül 2008 tarihinde batışıyla resmen başlayan global ekonomik krizde Türkiye, milyoner sayısındaki en yüksek artışı yaşadı. 2008 yılı başından Eylül 2008 tarihine kadarki 9 aylık dönemde milyoner sayısı 4 bin 763 kişi birden artarak, 24 bin 347’ye ulaştı. 2005 yılından itibaren 9 aylık dönemlerdeki en büyük artış da bu oldu.

Aynı dönem milyoner hesaplarında tutulan toplam mevduat da en yüksek tutarlı artışı yaşayarak 28.1 milyarlık artışla 172.1 milyar TL’ye ulaştı. Bu gelişme, varlık sahiplerinin riskli yatırımlardan çıkıp mevduata yönelmiş olabileceklerini ortaya koyuyor. Öte yandan ekonomik krizden bu yana, 2008 Eylül-2010 Eylül arasındaki 2 yıllık dönemde ise milyonerler arasına 7 bin 244 milyoner daha katılmış oldu.

vatan

8 Kasım 2010 Pazartesi

Bankalar kara kara 2011’i düşünüyor

Bir banka Genel Müdürü, sektörün 2011 yılına çok büyük stres biriktirdiğini, bankacıların gelecek yıldan tedirgin olduklarını söyledi

GEÇEN hafta konuştuğum bir banka Genel Müdürü, sektörün 2011 yılına çok büyük stres biriktirdiğini, bankacıların gelecek yıldan tedirgin olduklarını söyledi.

Bu yıl sistemin kârının 2009 yılı kadar, belki birkaç milyar TL üstünde olabileceğini yani 22-23 milyar kâr çıkabileceğini belirten Genel Müdür, bunun 4-5 milyar lirasının ise ayrılan kredi karşılıklarının bozulup kâr yazılmasından kaynaklanacağını belirtti. Dolayısıyla bu yıl kârlarda önemli bir artış olmadığının altını çizen aynı bankacı, önümüzdeki yıl ise bu yılki kâr düzeyine ulaşmanın, şimdiden bakıldığında, neredeyse imkansız gibi gözüktüğünü söyledi. Aynı bankacı, şu anda sorun gibi gözükmeyen cari açığın ve sıcak paranın ne zaman patlayacağının belli olmadığının da altını çizdi.

Bir başka banka genel müdürü, işlerin giderek zorlaştığını kaydederken, çok büyük bir rekabet yaşandığını, mevduattaki rekabet nedeniyle faizlerin yükseltildiğini,buna karşılık plasmanda da rekabet olduğunu, kredi oranlarının ise bu rekabet nedeniyle giderek düştüğünü söyledi. Bu bankacı yaşanan rekabetin daha da kızışmasını beklediklerini, kârların bu nedenle giderek azalmasının kaçınılmaz olacağını söyledi.

Durum böyleyken, yani bankacılık sektörü üzerindeki yükler birikirken, otoritenin yani Hükümetin bankacılığa bakışındaki sakatlığın, “Bunlar çok kâr ediyor, her fırsatta yüklenip bir kısmını alalım” anlayışının ise devam ettiği görülüyor. Son olarak KKDF artırımını geriye dönük bankalardan almaya kalkışan, bu nedenle kredi kullananla bankaları karşı karşıya getiren Maliye’nin bu tavrı bile, tek başına otoritenin bankalara bakışını göstermeye yeter.

Bankacılar aynı şekilde, maliyetlerini artıracak şekilde sık sık yapılan düzenlemelerden de, buna karşılık verdikleri hizmetler karşılığı tüketiciden komisyon aldıklarında, yönetimin takındığı tutumdan da çok rahatsızlar.

OTORİTENİN BANKALARA BAKIŞI

Sektörün güvendiği isimlerin başında gelen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın bile sektörü tam anlamadığını kaydeden bir başka büyük bankanın yöneticisi ise, “bankacılıkta oligopolü önleyeceğiz” söyleminin yanlışlığına değindi. Rekabetin çok yoğun olduğunu, hiçbir zaman oligopol bir eğilim olmadığını kaydeden yetkili, bir de “ölçek ekonomisi” kavramının olduğunun artık anlaşılması gerektiğini, otoritenin mevcut anlayışı ile Türkiye’nin uluslar arası piyasada söz sahibi olabilecek bir banka çıkarmasının hayal olduğunu söyledi.

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin’in son Garanti Bankası hisselerinin BBVA’ya satışı sonrası “Muhatap sayısı değişmedi, çok sevindim” dediğini hatırlatan aynı yetkili, bunun çok yanlış bir anlayış olduğuna dikkat çekti. BDDK’nın bankaların sahipleriyle değil yöneticileriyle muhatap olması gerektiğini, bazı çok büyük uluslar arası bankalarda yüzde 5 hisseden fazla pay sahibi bulunmadığını hatırlatarak, geçmişteki banka olaylarında da banka sahiplerinin ortada olmadığını, her şeyin banka yöneticileriyle çözüldüğünü ve tüm ekonominin yararına ne kadar iyi çözüldüğünün son küresel krizle birlikte şimdi görüldüğünü ifade etti. Aynı bankacı, “BDDK daha çağdaş, daha batılı anlamında bir anlayışa sahip olması gerekir” dedi.

Bu arada “Örneğin Doğuş Holding GE’nin payını alıp tümüyle Türk sermayeli olamaz mıydı?” diye sorup, “rahatlıkla olabilirdi” diye yanıtını da veren aynı bankacının sorduğu şu soru ise bence bankacılığın önündeki söylenmeyen büyük soruna işaret ediyordu:

“En karlı banka olan Garanti Bankası tümüyle Türk sermayeli olabilir, uluslararası rekabete de açılabilirdi ama acaba Türk hissedarlar, otoritenin keyfi tutumundan korktukları için mi, bir yabancı ortağı yeniden ortak olarak alma ihtiyacı duydular?”

Aslında sadece bankalar için değil, tüm özel sektör için; keyfi denetimler, keyfi kararlar, hukukun keyfi kullanımı giderek daha fazla korku unsuru olmuyor mu?

Erdal Sağlam / Hürriyet

5 Kasım 2010 Cuma

Dikkat! Kara listeye düşmeyin!

KKDF oranı yüzde 15'e çıkınca TÜDEF'ten yeni bir uyarı daha geldi

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, tüketici kredilerine uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun (KKDF) artırılmasıyla kara listeye düşen tüketici sayısının da artacağını ifade etti.

Çetin yaptığı yazılı açıklamada, KKDF oranının kredinin kullanım tarihine bakılmaksızın bütün tüketici kredilerinde yüzde 15 olarak uygulanacağını belirtti.

Tüketicilerin kredi kullandıkları tarihte tüm maliyeti hesap ederek kredi kullandıklarını, sonradan bir maliyet artışının sözleşmenin tüketici aleyhine değişmesi anlamına geldiğini kaydeden Çetin, ''Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi gereği sözleşmede vergi artışının yansıtılacağı yazmış olsa da bu haksız bir şarttır. Yine uygulama, kanunun (taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez) hükmüne de aykırıdır'' dedi.

"ANAYASA'YA AYKIRI"

Uygulamanın genel hukuk kurallarına da Anayasa'ya da aykırı olduğunu belirten Çetin, şunları kaydetti:

''Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bütün bu aykırılıkların farkındadır. Yani idare yasa dışı davrandığını bilmektedir. Bu nedenle düzenleme en kısa sürede mahkemeye taşınacak ve kanuna açık aykırılık, hukuk yolu ile düzeltilecektir.

Tüketici kredileri ödeme taksitleri ya tüketicilerin bankalarına verdiği otomatik talimatlarla veya banka hesaplarına taksit zamanında yatırdıkları mevduatlardan alınmaktadır. Ancak 1 lira civarında çok küçük farklar dahi olması halinde banka kredi tutarını çekmemekte ve tüketici temerrüde düşmektedir. Bankalar, temerrüde düşen tüketiciyi (borcunu ödemiyor) diyerek Merkez Bankası'na bildirmekte ve Merkez Bankası da o tüketiciyi kara listeye almaktadır. KKDF artışı sonucunda banka hesaplarına eski tutarı yatıran tüketicilerin 5-10 lira arasında doğacak KKDF farkları nedeniyle bankalar tüketicilerin taksitlerini kredi hesabına aktarmayacak ve temerrüde düşüreceklerdir. Bu durumda hem tüketiciden haksız faiz elde edecekler hem de binlerce tüketici kara listeye düşecek ve bir daha kredi kullanamayacaktır.''

Dikkat! Kara listeye düşmeyin!

KKDF oranı yüzde 15'e çıkınca TÜDEF'ten yeni bir uyarı daha geldi

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, tüketici kredilerine uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun (KKDF) artırılmasıyla kara listeye düşen tüketici sayısının da artacağını ifade etti.

Çetin yaptığı yazılı açıklamada, KKDF oranının kredinin kullanım tarihine bakılmaksızın bütün tüketici kredilerinde yüzde 15 olarak uygulanacağını belirtti.

Tüketicilerin kredi kullandıkları tarihte tüm maliyeti hesap ederek kredi kullandıklarını, sonradan bir maliyet artışının sözleşmenin tüketici aleyhine değişmesi anlamına geldiğini kaydeden Çetin, ''Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi gereği sözleşmede vergi artışının yansıtılacağı yazmış olsa da bu haksız bir şarttır. Yine uygulama, kanunun (taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez) hükmüne de aykırıdır'' dedi.

"ANAYASA'YA AYKIRI"

Uygulamanın genel hukuk kurallarına da Anayasa'ya da aykırı olduğunu belirten Çetin, şunları kaydetti:

''Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bütün bu aykırılıkların farkındadır. Yani idare yasa dışı davrandığını bilmektedir. Bu nedenle düzenleme en kısa sürede mahkemeye taşınacak ve kanuna açık aykırılık, hukuk yolu ile düzeltilecektir.

Tüketici kredileri ödeme taksitleri ya tüketicilerin bankalarına verdiği otomatik talimatlarla veya banka hesaplarına taksit zamanında yatırdıkları mevduatlardan alınmaktadır. Ancak 1 lira civarında çok küçük farklar dahi olması halinde banka kredi tutarını çekmemekte ve tüketici temerrüde düşmektedir. Bankalar, temerrüde düşen tüketiciyi (borcunu ödemiyor) diyerek Merkez Bankası'na bildirmekte ve Merkez Bankası da o tüketiciyi kara listeye almaktadır. KKDF artışı sonucunda banka hesaplarına eski tutarı yatıran tüketicilerin 5-10 lira arasında doğacak KKDF farkları nedeniyle bankalar tüketicilerin taksitlerini kredi hesabına aktarmayacak ve temerrüde düşüreceklerdir. Bu durumda hem tüketiciden haksız faiz elde edecekler hem de binlerce tüketici kara listeye düşecek ve bir daha kredi kullanamayacaktır.''

2 Kasım 2010 Salı

Garanti Bankası'na İspanyol ortak

Garanti Bankası ile İspanyol BBVA, General Electric'in hisselerinin devri konusunda anlaştı. GE’nin Garanti Bankası'ndaki yüzde 20.85 oranındaki hisselerinin yeni sahibi İspanyolların büyük bankası İspanyol Banco Bilbao Vizcaya Argentaria, S.A (BBVA) oldu. Hisse devrinin açıklanmasının ardından IMKB'de Garanti Bankası hisselerindeki değer artışı yüzde 3'e ulaştı. İMKB'de saat 11.50 itibari ile 1.2 milyar lira civarında işlem hacmi gerçekleşirken, Garanti Bankası hisseleri bunun yaklaşık 600 milyon lirasını oluşturuyor.

Doğuş Grubu, Garanti Bankası'nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 6,29'una karşılık gelen toplam 264.188.400 nominal lira değerinde Garanti Bankası hissesini İspanyol Banco Bilbao Vizcaya Argentaria, S.A (BBVA) satmak üzere hisse devir sözleşmesi imzalandığını duyurdu.
BBVA, ayrıca GE Arastırma ve Müşavirlik Ltd'e (GE) ait ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş'nin çıkarılmış sermayesinin yüzde 18,60'ına karşılık gelen toplam 781 milyon 200 bin nominal TL değerde Garanti Bankası hissesini de satın almak üzere GE ile anlaşmaya vardı. Yapılan anlaşma gereği, BBVA, 3 yıl boyunca Garanti Bankası hisselerini üçüncü şahıslara satamayacak.

Garanti Bankası'ndan Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderilen yazıya göre, satışa konu hisselerin toplam bedelinin 2 milyar 62 milyon dolar olarak belirlendi. Hisse devrini takiben Doğuş Grubu'nun Garanti Bankası'ndaki payı yüzde 24,89 olacak.

ŞAHENK: ÜLKEYE ÖNEMLİ BİR SERMAYE GİRDİSİ SAĞLAYACAK
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ferit F. Şahenk, Doğuş Holding ve BBVA'nın, Garanti Bankası'nda ortaklık için anlaşmalarına ilişkin, “BBVA ile güçbirliğimiz, küreselfinans sisteminin ekonomik krizin yaralarını iyileştirmeye çalıştığı bir süreçte, ülkemize önemli bir sermaye girdisi de sağlayacak” değerlendirmesini yaptı.
Garanti Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, Doğuş Holding A.Ş'nin, Avrupa'nın “önde gelen” bankacılık gruplarından ve İspanya;nın “en büyük” ikinci bankası Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A (BBVA) ile Türkiye Garanti Bankası A.Ş'nin hisselerinin bir kısmının satın alınması konusunda anlaşmaya vardığı vurgulandı.
BBVA'nın, 1 Kasım 2010 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesine göre, Garanti Bankası;nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 6,2902'sine denk gelen toplam 264 milyon 188 bin 400 nominal TL tutarındaki hisseyi, 2 milyar 62 milyon dolar karşılığında satın alacağı yinelenen açıklamada, BBVA'nın ayrıca, Garanti Bankası;nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 18,60'ına tekabül eden 781 milyon 200 bin nominal TL tutarındaki hisseyi satın almak üzere General Electric ile de anlaşmaya vardığı duyuruldu.
Düzenleyici kuruluşların onayından sonra eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek hisse devir işlemlerini takiben, Doğuş Grubu ve BBVA, Garanti Bankası'nda yüzde 24,8902'lik hisseleriyle eşit olarak yer alacaklar.
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit F. Şahenk, bankanın Yönetim Kurulu Başkanı, Ergun Özen ise bankanın Genel Müdürü olarak görev yapmayı sürdürecek.
Ortaklığın ilk 5 yılında, eşit ortaklık prensibiyle hareket edilecek. Garanti Bankası;nın Yönetim Kurulu;nun 4 üyesi Doğuş Holding, 4 üyesi ise BBVA tarafından önerilecek. Garanti Bankası Genel Müdürü, Doğuş Holding tarafından önerilecek ve Yönetim Kurulu;nda 9. üye olarak yer alacak. 6. yıldan itibaren BBVA, bankanın yüzde 1 hissesini temsil eden payı, Doğuş Holding;den alma hakkına sahip olacak. BBVA söz konusu yüzde 1;lik hisseyi aldığı takdirde ve Doğuş yüzde 15;in altına inmediği sürece, Yönetim Kurulu;nun 6 üyesi BBVA, 3 üyesi Doğuş Holding tarafından önerilecek, Genel Müdür;ün mutabakatla belirlenmesine devam edilecek. Sermaye artırımı, temettü dağıtımı, bütçe ve iş planlarının onaylanması gibi hususlar dahil olmak üzere bankanın temel işleyişinde hayati öneme sahip kararlar, Doğuş Grubu;nun mutabakatıyla alınacak.

BBVA: BÜYÜYEN PİYASALARDA OLMAK İSTİYORUZ

Garanti Bankası'nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 24,9'unu satın alan İspanyol bankası Banco Bilbao Vizcaya Argentaria'nın (BBVA) Başkanı Francisco Gonzalez, büyük güçle büyüyen piyasalarda olmak istediklerini, Türkiye'nin de bunlardan biri olduğunu belirtti.
BBVA'dan yapılan yazılı açıklamada, Garanti Bankası'nın çıkarılmış sermayesinin General Electric'e ait yüzde 18,6'sı ve Doğuş Grubu'na ait yüzde 6,3'ünün satın alınmasıyla ilgili taraflarla anlaşmaya varıldığı bildirildi. Garanti Bankası'nın yüzde 24,9'unun satın alınmasının toplam 4 milyar 200 milyon avroya mal olduğu, bankanın ortak yönetimi konusunda da Doğuş Grubu ile anlaşma sağlandığı ifade edildi. BBVA, büyüme ve genişlemeyle mevcut durumdaki sermayesini 5 milyar avro büyüttüğünü de açıkladı.
Bu arada, BBVA Başkanı Francisco Gonzalez, Garanti Bankası'nın yüzde 24,9 hissesinin satın alınmasıyla ilgili olarak “BBVA, büyük güçle büyüyen piyasalarda olmak istiyor ve Türkiye de, Garanti gibi lider bir banka aracılığıyla, şüphesiz bunlardan biridir” açıklamasını yaptı.

BİLGİN: HİSSELERİN BÖLÜNMEMESİ SEVİNDİRİCİ

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'de hisse devrine yönelik yaptığı açıklamada, "Bankacılıkta ortakların yüzde 10'un üzerinde bir paya sahip olması bir güvencedir. Bu anlamda Garanti Bankası hisselerinin küçük paylara bölünmemiş olması sevindirici bir gelişme. Garanti Bankası'nda iki muhattabımız vardı aynı kalması bizi memnun etti" dedi.

İSPANYA'NIN İKİNCİ BÜYÜK BANKASI

Doğuş Holding A.Ş'nin, Türkiye Garanti Bankası hisselerinin bir kısmının satın alınması konusunda anlaşmaya vardığı Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A (BBVA), İspanya'nın ikinci büyük bankası konumunda bulunuyor .
Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A, çok ortaklı ve tek bir hakim hissenin bulunmadığı bir kuruluş olarak biliniyor.
Güney Amerika, Meksika, ABD, Portekiz ve Çin'de faaliyet gösteriyor.
Toplam varlıkları yaklaşık 557 milyar avro olan bankanın 105 binin üzerinde çalışanı bulunuyor ve sahip olduğu 7 bin 362 şubeyle, 47 milyon müşterisine hizmet veriyor.
BBVA'nın piyasa değeri, 30 Eylül 2010 itibarıyla 37.1 milyar avro seviyesinde bulunuyor.

Kaynak: Hürriyet

1 Kasım 2010 Pazartesi

Türk bankaları, ‘dünya sağlamlık ligi’nde 53 sıra birden zıpladı

Hülya GÜLER

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu’nun 12 başlık altında ölçtüğü küresel rekabet endeksinde, 6 başlıkta yükseldi, bir başlıkta konumunu korudu ve 5 başlıkta geriledi. Bankaların sağlamlığı konusunda 53 sıra birden yükselen Türkiye dünyada 36’ncı sırada yer aldı.

SEKTÖREL Dernekler Federasyonu’nun (SEDEFED), Sabancı Üniverstitesi Rekabet Forumu (REF) ile birlikte hazırladığı Türkiye Rekabet Gücü Raporunda, bankaların sağlamlığı başlığında geçen yıl 53 sıra birden yükselen Türkiye, dünya sıralamasında 36’ncı oldu. Ancak halkın tasarruf oranlarına bakıldığında Türkiye’nin geçen yıla göre 38 sıra gerileyerek, 64’üncü sıradan 102’inci sıraya düştüğü görüldü.

Tasarrufta sınıfta kaldı

SEDEFED Başkanı Çetin Nuhoğlu, özellikle finans piyasalarının gelişmişliği ve kurumlar başlıklarındaki olumlu gelişmelerin Türkiye’nin rekabette yerini korumasını sağladığını belirterek, “Bankaların sağlamlığında 2009’da 89’ncu sıradayken, 2010’da 53 sıra birden yükselerek 36’ncılığa çıktık. Bu süreçte bankalar yüz akımız oldu. Sonuçlar, bankaların Türkiye’yi krizde korumuş olduğunu ancak Türk halkının tasarruf edemediğini gösteriyor” dedi.

Küçüldük ama yerimizi koruduk

Türkiye’nin kriz sürecinde Gayri Safi Milli Hasılası’ndaki (GSMH) yüzde 14’lük düşüşe rağmen geçen yıl olduğu gibi bu yıl da dünya rekabet sıralamasında 61’inci sıradaki yerini koruduğunu kaydeden Nuhoğlu, “Toparlanma sürecinde atılan doğru adımlarla rekabet gücümüzü artırabilir, endekste bize yakışan daha üst sıralara çıkabiliriz” diye konuştu. SEDEFED ve REF, Türkiye Rekabet Gücü Raporunu 12 başlık altında 112 kriteri esas alarak hesaplanan 139 ülkenin katıldığı Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Rekabet Endeksi verilerine dayanarak hazırlıyor.

6 başlıkta yükseldik

Bu yıl Türkiye’nin ihracattaki rekabet gücü ile otomotiv sektörünün rekabet gücünün de ayrıca ölçüldüğü Türkiye Rekabet Gücü Raporunda, Türkiye’nin bu yıl, 12 başlıktan 6’sında geçen yıla göre yükseldiği, bir bileşende rekabet gücünü koruduğu ve 5’inde de rekabet sıralamasında gerilediği ortaya çıktı. Türkiye’nin kurumlar, altyapı, sağlık ve temel eğitim, finans piyasalarının gelişmişliği ve inovasyon başlıklarında rekabet gücü artarken, iş dünyasının gelişmişliği konusunda rekabet düzeyi aynı kaldı. SEDEFED, TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu’yla birlikte bu yıl 4 Kasım’da gerçekleştirecekleri Rekabet Kongresi’nde açıklanacak rapora göre Türkiye’nin rekabet gücü, finans piyasalarının gelişmişliği konusunda 19 sıra birden yükselirken, makro ekonomik istikrar başlığında da 19 sıra gerilediği görüldü.

Otomotivde ABD ve Çin’i geçtik

SEKTÖREL Dernekler Federasyonu’nun (SEDEFED), Sabancı Üniverstitesi Rekabet Forumu (REF) bu yıl, Türkiye’nin ihracat alanındaki rekabet gücünü ölçmek amacıyla ‘İhracatta Rekabet Gücü’ raporu da hazırladı. Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Ticaret verilerine göre hazırlanan raporda 48 ülke ile 257 ürün grubunda ülkelerin karşılıklı kıyaslaması yapıldı. Göreli İhracat Avantajı Endeksi veritabanıyla sektörlerin rekabet gücü ölçüldü. Raporu değerlendiren SEDEFED Başkanı Çetin Nuhoğlu, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden motorlu kara taşıtlarında rekabet gücünde her yıl yükseliş gösterdiğini kaydederek şunları söyledi: “Motorlu kara taşıtlarında 1995 yılında 48 ülke ortalaması 1.10 iken Türkiye’nin puanı 0.37’ydi. Ancak Türkiye büyük bir yükseliş göstererek, 2008’de 48 ülke ortalaması 1.24 iken ortalamanın üzerine çıkarak 1.68’lik bir performans gösterdi. Her yıl istikrarlı bir şekilde büyüme trendini otomotivde koruyoruz. Amerika, Fransa, İngiltere, Güney Kore ve İtalya Türkiye’nin gerisinde. Çin’in rekabet gücüyse 0.40 puan. Türkiye’nin üstünde yer alan ülkeler ise, Slovakya 2.7 ile birinci, Japonya 2.68’le ikinci, İspanya 2.36 ile 3’ncü sırada yer alıyor. Çek Cumhuriyeti 1.93, Almanya 1.91, Meksika 1.80, Polonya 1.7 ve hemen arkasından Türkiye 1.68’lik puanıyla sıralanıyor. ”

Bankalar çok daha yükseğe çıkabilirdi

TÜRKİYE’nin 2009 yılında finans piyasalarının gelişmişliği ana başlığında 80’nci sıradayken, 19 sıra birden çıkarak 61’nciliğe yükseldiğini söyleyen Çetin Nuhoğlu, şunları dile getirdi: “Menkul kıymetlere ilişkin düzenlemelerde 25 basamak yükselerek, 71’ncilikten 46’ncılığa çıktık. Yerel özsermaye pazarı yoluyla finansman başlığında ise 19 sıra birden sıçrayarak, 65’ncilikten 46’ncılığa yükseldik. Bu süreçte finansal piyasalar Türkiye’nin kaldıracı oldu. Finansal piyasaların gelişimine ve ekonominin performansına büyük katkı sağlayan en önemli başlık ise ulusal tasarruf oranı. Ulusal tasarruf oranında kriz yılı olan 2009’da 64’ncü iken 2010’da 38 sıra birden gerileyerek 102’nci olduk. Bankalarımız çok daha yükseklerde olabilirdi belki Türk insanı tasarrufu unutmasaydı.”

İşgücü verimliliğinde 139 ülke arasında 127’nciyiz

AYNI zamanda Dünya Ekonomik Forumu’nun Türkiye Temsilcisi olan REF’in Direktörü Prof. Dilek Çetindamar, bu yıl Rekabet Kongresi’nde özellikle Türkiye’nin çok geride olduğu “emek piyasalarının gelişmişliği” ana başlığını masaya yatıracaklarını söyledi. Çetindamar, şöyle konuştu: “Rekabet gücünde en kötü durumda olduğumuz başlık emek piyasalarının gelişmişliğidir. 139 ülke arasında 127’nci sıradayız. İstihdamın katılığında 11 sıra düşerek 86’ncılığa geriledik. İş gücüne kadın katılımında 125’nci sıradan 131’nciliğe geriledik. Özellikle beyin göçünde 20 sıra birden gerileyerek 70’incilikten 90’ncılığa düştük. Hükümet, sanayi ve üniversiteler olarak bu alanı nasıl geliştirebileceğimiz konusunda birlikte çalışmamız gerekiyor.”

Türkiye, ‘atağa geçen’ ülke

DÜNYA Ekonomik Forumu’nun ülkeleri “ivmeleri düşenler, yıldızlar, atağa geçenler ve geridekiler” olarak gruplara ayırdığını kaydeden Çetin Nuhoğlu, Türkiye’nin atağa geçen ülkeler grubunda yer aldığını Yunanistan, Macaristan gibi ülkelerin ise geridekiler grubunda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin alt yapıda büyük bir ivme kazandığını belirten Nuhoğlu, “Türkiye altyapı bileşenlerinde ciddi bir atış gösterdi. Özellikle altyapının genel kalitesi bileşeninde 22 sıra birden atladı. 62’ncilikten 40’ncılığa yükseldi. Havayolu altyapısının kalitesinde de benzeri bir şekilde 10 sıralık gelişme gösterdik. 54’ncülükten 44’ncülüğe çıktık. Demiryolu alt yapısı kalitesinde ise yerimizde sayarken, liman alt yapısının kalitesinde 6 basamak yükseldik” dedi. Raporda, Avusturya, belçika, Fransa, Almanya, Lüksemburg, Hollanda ve İngiltere yıldız ülkeler olarak nitelenirken, Danimarka, İSpanya, Portekiz gibi ülekeler ivmeleri düşen ülkeler arasında yer aldı. Yunanistan, Macaristan ve malta geridekiler kategorisinde yer alırken, Çin, Hindistan, Brezilyşa, Rusya ve Hindistan da Türkiye gibi atağa geçenler arasında.

Hürriyet

28 Ekim 2010 Perşembe

Bankaların kredi hacmi yükseldi

Katılım bankaları hariç bankaların kredi hacmi, 405 milyar 300,2 milyon liraya yükseldi

Katılım bankaları hariç bankaların kredi hacmi, bir haftada 3 milyar 775,8 milyon lira artarak, 15 Ekim itibarıyla 405 milyar 300,2 milyon liraya yükseldi.
Bankaların kredi hacmi 8 Ekim tarihinde 401 milyar 524,4 milyon lira
düzeyindeydi.
15 Ekim itibarıyla mali kesime verilen krediler 11 milyar 615,5 milyon
liradan 11 milyar 737,2 milyon liraya çıktı. Bu kredilerin 8 milyar 823,6 milyon
lirası mevduat bankaları, 2 milyar 913,5 milyon lirası da kalkınma ve yatırım
bankaları kredilerinden oluştu.
Mali olmayan kesime verilen kredilerin ise 26 milyon 383 bin lirasını Merkez
Bankası, 379 milyar 717,9 milyon lirasını mevduat bankaları, 13 milyar 818,6
milyon lirasını da kalkınma ve yatırım bankaları kredileri oluşturdu.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Tüketici bankaların kârından şikâyetçi

Yılın ilk sekiz ayında 14 milyar 956 milyon TL kâr eden bankalar, tüketicilerin en çok şikâyet ettiği kurumlar oldu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yılın ilk sekiz ayında 14 milyar 956 milyon TL kâr eden bankalar, tüketicilerin en çok şikâyet ettiği kurumlar oldu. EFT'den bankamatik kullanmaya, havaleden kart parasına kadar aldıkları ücretlerle kârlarını artıran bankaların en çok şikâyet edildiği konular işlem ücretleri ve komisyonlar oldu. 1 Ocak 2009-20 Ekim 2010 tarihleri arasında toplam 201 bin 505 kişi çeşitli konularda şikayetçi olurken, bu şikâyetlerin en büyük diliminin 40 bine yakın başvuruyla yüzde 19.56'lik oranla bankacılık oluşturdu. Tüketicileri en çok kredi kartı yıllık aidatı adı altında alınan meblağlar rahatsız etti. Ardından hesap işletim ücretleri sıralamayı takip etti. Bu iki kalem bankacılık sektöründeki 23 kalemden oluşan şikâyet listesindeki toplam şikayetlerin yüzde 40'ını oluşturdu. Kredi kartı aidatıyla ilgili 1.5 yılda 9 bin 305 şikâyet geldi.

KREDİ KARTI AİDATI RAHATSIZ ETTİ
Tüketicileri en çok kredi kartı yıllık aidatı adı altında alınan meblağlar rahatsız etti. Ardından hesap işletim ücretleri sıralamayı takip etti.

19 Ekim 2010 Salı

Bankaların döviz açık pozisyonları artıyor

BDDK Haftalık Bülteni'nde yer alan verilere göre, bankacılık sektörü döviz açığı 17.8 milyar dolar

Bankacılık sektörü bilanço içi yabancı para pozisyonu açığı 8 Ekim haftasında 988 milyon dolar artarak 17 milyar 791 milyon dolara geldi.

BDDK Haftalık Bülteni'nde yer alan verilere göre, bilanço içi yabancı para pozisyonu açığı bir önceki hafta 16 milyar 803 milyon dolar olmuştu.
Aynı hafta yabancı para net genel pozisyonu 176 milyon dolar fazladan, 89 milyon dolar fazlaya geldi.
Aynı dönemde yabancı bankaların 10 milyar 719 milyon dolar olan açığı, 11 milyar 262 milyon dolar açık olurken, mevduat bankalarının 17 milyar 963 milyon dolar olan açığı 18 milyar 540 milyon dolar oldu.
Özel Bankaların döviz pozisyonu 5 milyar 446 milyon dolar olan açığı 5 milyar 702 milyon dolar açığa gelirken, kamu bankalarının 1 milyar 798 milyon dolar olan açığı 1 milyar 576 milyon dolar açığa geldi.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Albaraka ve Anadolu Hayat BES için buluştu

Albaraka müşterilerine faizsiz yatırım araçlarından oluşan bireysel emeklilik ürünleri sunulacak.

İSTANBUL - Albaraka Türk Katılım Bankası ve Anadolu Hayat Emeklilik, Albaraka Türk müşterilerine, faizsiz yatırım araçlarından oluşan bireysel emeklilik ürünlerinin sunulmasını sağlayacak bir işbirliğine gitti.
Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi, düzenlenen basın toplantısında, işbirliği kapsamında müşterilere faiz içermeyen fonlardan oluşan planlar sunacaklarını belirtti.
2011 yılı başında hizmete sunulacak bu ürünlerle gelecek yıl 10 bin kişiye bireysel emeklilik sunmayı hedeflediklerini ifade eden Yahşi, bunun ihtiyatlı bir hedef olduğunu, 10 bin rakamının üstüne de çıkabileceklerini vurguladı.
Yahşi, 2011 Ocak ayında öncelikle bireysel emeklilik tarafının faaliyete geçeceğini, daha sonra çalışma prensipleri çerçevesinde başka ürünleri de sunabileceklerini söyledi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) yurt içinde özellikle faizsiz ürün ihracına yönelik tahvil çıkarmayla alakalı bankalara tanıyacağı bir yetkinin söz konusu olacağına dikkati çeken Yahşi, temel noktanın faizsiz enstrümanların bu portföyü yaratmasını sağlamak olduğunu söyledi.
Soruları da yanıtlayan Yahşi, Anadolu Hayat ile verimli bir işbirliğini sürdürebildikleri takdirde şirket kurmak yerine bu alandaki faaliyetleri Anadolu Hayat ile devam ettireceklerini, ürünlerin Albaraka Türk şubelerinden satışının yapılacağını kaydetti.

Sistem, faize duyarlı kesime kapılarını açmaya başladı

Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu da, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) bu ayın sonunda 7 yılını tamamlayacağını hatırlatarak, "Sistem artık yeni bir açılımın eşiğinde. Bugüne kadar dokunamadığımız faize duyarlı müşteri kesimine artık sistem kapılarını açmaya başladı" dedi.
Albaraka müşterilerine işbirliği ile bireysel emeklilik kapsamında faiz geliri içermeyen enstrümanlara yatırım fırsatını sunmaya başlayacaklarını anlatan Uğurlu, alternatif kazanç fonunun Borsa'ya kote olan kamu tarafından ihraç edilen gelire endeksli borçlanma senetleri (GES), kamu tarafından ihraç edilecek her türlü varlığa dayalı menkul kıymetler, katılım bankası hesapları ile İMKB'de işlem gören seçilmiş şirketlerin hisse senetlerinden oluşan portföye sahip olduğunu anlattı.
BES'te konulan hedeflere şimdiye kadar ulaşıldığını dile getiren Uğurlu, 1 Ekim 2010 itibariyle yılbaşına göre katılımcı sayısında yüzde 11, katılımcıların toplam fon tutarında yüzde 24'lük büyüme görüldüğünü, sistemin toplamda 2,2 milyondan fazla katılımcı ve 11,3 milyar lira fon büyüklüğüne ulaştığını kaydetti.
BES'in bu yılı 12 milyar lira fon büyüklüğüyle kapatmasını öngördüklerini belirten Uğurlu, 2020'ler için 5,5-6 milyon katılımcı sayısı ve 115 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

"Vergi teşviki yaygınlaşırsa hedeflerin önüne geçer"

Performans açısından BES'in 2003 Ekim ayından 2010 Eylül sonuna kadar sektörün yüzde 183 oranında ortalama getiri, enflasyondan arındırıldığında yüzde 64 net getiri sağlandığını kaydeden Uğurlu, bu yılın başından düne kadar sektörde hisse senedi ağırlıkı fonların ortalama getirisinin yüzde 30'ların üzerine, esnek ve dengeli fonlarda yüzde 15'lerin üzerine çıktığını vurguladı.
Mete Uğurlu, bundan sonraki dönemde alternatif kazanç fonlarına dahil edilecek hisse senetleri ve yatırım araçlarının da bu perspektife yakın getiriler elde edebileceğini söyledi.
Artık kimsenin bireysel emeklilikle ilgili tereddütlü konuşmadığını dile getiren Uğurlu, "Sektörü sıçratacak bazı beklentilerimiz ve çalışanlarımız var. Vergi teşviğinin daha genele yaygınlaştırılmasıyla ilgili çalışma yapılıyor. Bunlardan da sonuç aldığımızda sistem, mütevazı hedeflerin kat kat önüne geçecektir. Sistemin büyümesiyle ilgili beklentilerimiz olağanüstü yüksek" diye konuştu.

12 Ekim 2010 Salı

Denizbank 800 şubeye ulaşacak

Mariani, finansal açıdan güçlü bir bankaya dönüşümü 2014 yılına kadar tamamlayacaklarını söyledi


Fransız-Belçika bankası Dexia'nın CEO'su Pierre Mariani, kamu kuruluşlarına kredi veren bir bankadan daha küçük ancak finansal açıdan güçlü bir bankaya dönüşümü 2014 yılına kadar tamamlayacaklarını ve 2014 yılında 1.8 milyar euro civarında vergi öncesi kar elde etmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Gazetecilere konuşan Mariani, "2014'e kadar üçlü yeniden odaklanmamızı tamamlayacağız. Perakende ve ticari bankacılığa yeniden odaklanacağız ve Türkiye'deki perakende piyasanını sunduğu büyüme fırsatlarını değerlendireceğiz" dedi.

Hızla büyüyen Türkiye piyasasında genişmeye devam edeceklerini ifade eden Mariani, Türkiye'nin üçüncü büyük bankası olan Denizbank'ın hali hazırda 500 olan şube sayısını 2014'te 800'e çıkaracaklarını kaydetti.

Dexia, Denizbank'ın grup karına olan katkısının 2014 yılında yüzde 27'ye ulaşmasını bekliyor.

Deutsche Bank'dan dört yeni varant

Türkiye’deki ilk varant ihraççısı konumundaki Deutsche Bank İMKB Varant Pazarı’nda ürün çeşitliliğini geliştiriyor


Banka, işlem gören 13 varantına ek olarak 12 Ekim’de 4 yeni SATIM varantını daha piyasaya sundu. Yeni SATIM varantları İMKB-30 Endeksi, Garanti Bankası, İş Bankası ve Koç Holding üzerine ihraç edildi ve her bir dayanak varlık için bir adet yeni varant piyasada işlem görüyor. Bu ihraç sonrasında bankanın ürün sayısı 17’ye çıkmış oldu.

Yeni SATIM varantları hem vadelerinin daha uzun olması, hem de kullanım fiyatlarının güncel fiyatlara yakın olması açısından yatırımcısına yeni seçenekler sunuyor. Yeni SATIM varantları piyasada düzeltme bekleyen veya riskten korunma amaçlı işlem yapmak isteyen yatırımcılar için ideal araçlar. Düşen piyasaya yatırım yapmak isteyen küçük yatırımcılar sınırlı sermaye riskiyle bu beklentilerini hayata geçirebilecekler.

Deutsche Bank’ın çeşitli vesilelerle dile getirdiği gibi, bankanın ihraç ettiği varant sayısı yatırımcıların değişik risk ve getiri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde artmaya devam edecek. Deutsche Bank bu yıl sonuna kadar 50 ürün ihraç edebileceğini öngörüyor. 2011 sonuna kadar Deutsche Bank’in ihraç ettiği ürün sayısının 250’yi aşması mümkün görünüyor.

Bankanın tüm varant ürünlerinde piyasa yapıcılığı faaliyetleri devam edecek. Bugüne kadar geçen sürede olduğu gibi banka mümkün olduğunca dar makasla, yüksek derinlikte alım satım kotasyonlarıyla ürünlerinde sağlıklı bir piyasa oluşmasını sağlamaya devam edecek.

Varant Piyasası’na ilgi kararlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Piyasanın başlangıcından beri geçen iki ayda, pozisyon büyüklüğü (notional value) açısından işlem hacmi günlük ortalaması 100 milyon TL’nin üzerine çıkmış durumda. Bununla paralel olarak piyasaya katılan yatırıcımcıların sayısında da önemli artışlar var.

8 Ekim 2010 Cuma

Mevduatlar arttı

Bankalardaki toplam mevduat 24 Eylül 2010 tarihi itibariyle önceki haftaya kıyasla 5 milyar 260,4 milyon lira artarak, 513 milyar 935,1 milyon lira oldu.

Bankalardaki toplam mevduat 17 Eylül'de 508 milyar 674,7 milyon lira düzeyindeydi.
Merkez Bankası Haftalık Bültenine göre, bu dönemde TL cinsinden mevduat 349 milyar 61,8 milyon liradan, 350 milyar 550,8 milyon liraya yükseldi. Yabancı para cinsinden mevduat da 147 milyar 253,7 milyon liradan, 149 milyar 664,4 milyon liraya yükseldi.
24 Eylül itibarıyla 13 milyar 719,8 milyon lira olan bankalararası mevduatın ise 8 milyar 274,8 milyon lirası TL, 5 milyar 445 milyon lirası da yabancı paradan oluştu.

Moodys'ten bankalara iyi haber

Moodys 17 Türk bankasının notunun görünümünü pozitife yükseltti

Moody's 17 Türk Bankası'nın yabancı para cinsinden notunun görünümünü pozitife yükseltti.

İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Vakıflar Bankası, Eximbank, Garanti Bankası, Teb, HalkBankası, Ziraat Bankası, HSBC, Finansbank, Denizbank, Asya Katılım Bankası, AnadoluBank, Akbank, TSKB ve Bank Pozitif'in notunu Moody's durağandan pozitife yükseltti.

7 Ekim 2010 Perşembe

3 ayda 7 bin bankacı alınacak

Para Dergisi'nin haberine göre bankalar yılın son üç ayında 7 bin kişiyi işe alacak

Haziran 2010 sonu itibariyle bankalarda çalışanların sayısı 176 bine çıktı. Yaklaşık ilk dokuz ay itibariyle bankaların bu yıl 10 binden fazla kişiyi işe aldığı belirtiliyor.

Halen 9 bin 149 olan şube sayısındaki artışa bağlı olarak bankalar, yıl sonuna kadar 7 bine yakın yeni eleman alacak...

2001 krizinin aksine geçen yılki global krizden fazla etkilenmeyen Türk bankalarının büyüme süreci sürüyor. 2001 krizinde küçülme sürecine giren ve birçok şube kapatan sektörde 50 binden fazla çalışan da işsiz kalmıştı. Bankacılık sektörü son krizde ise yeni bir rekor kırmaya hazırlanıyor.
Bu yıl şimdiye kadar 10 bini aşkın kişiyi işe alan bankalar, son üç ayda istihdama 7 bin kişi daha katkıda bulunmayı planlıyor.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, Haziran 2010 sonu itibariyle bankacılık sektöründe çalışanların toplam sayısı 176 binin üzerine, şube sayısı ise 9.149’a yükseldi. İki orta ölçekli bankadaki (TEB ve Fortis) birleşme sürecine rağmen sektördeki yeni şube açma iştahı sürüyor.
Türkiye’de halen 30 milyon “bankasız nüfus” olduğu tahmin ediliyor. AB’de 1 milyon kişiye 580 şube düşerken, bizde bu rakam 110 civarında. Yani daha alacak çok yol var.
İşte bu açığı gören bankalar da yatırımlarını artırmaya, yeni şubeler açmaya devam ediyor. Şube açmada özel bankalar öncü olsa da eleman alımlarında kamu bankaların daha aktif olduğu dikkat çekiyor. Hem kamu bankalarının genel müdürlüklerinin İstanbul’a taşınacak olması hem de emekli olanların özel bankalara göre daha fazla olması bunda önemli bir etken.

KAMU YARIŞTA OLDUKÇA ETKİN
Eskiden çok fazla etkin olmayan, eleman alımlarını bile sessiz sakin yapan kamu bankaları artık daha agresif davranıyor. Hatta özel bankalarla resmen yarış ediyorlar, transfer bile yapıyorlar. Örneğin Ziraat Bankası, bu yıl en fazla eleman alan banka oldu. Yılbaşından bu yana 1.500 kişiyi işe alan banka, yılın sonunda kadar 1.250 yeni bankacıyı bünyesine katacak.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, eylül ve ekim ayında sınavla 1.250 kişiyi işe alacaklarını, sınavın bankanın şubelerinde, personelin çalıştığı ekranlarda yapılacağını söylüyor. Çağlar, yeni elemanlardan binin memur olarak görevlendirileceğini, diğerlerinin bankacılık okulu ve müfettişlikle ilgili departmanlarda göreve hazırlanacağını açıklıyor.

ZİRAAT’TE KPSS YOK!
Ziraat Bankası’nda işe başlamak için KPSS’de (Kamu Personeli Seçme Sınavı) yüksek puanlar almaya, hatta bu sınava girmeye bile gerek yok. Banka, KPSS şartını kaldırarak, şubelerinde personelin çalıştığı ekranlarda sınav uyguluyor. Katılımcılar sınavdan sadece 10 dakika sonra sonuçlarını öğrenebiliyor. Söz konusu sınavdan 70 ve üzeri puan alanlar mülakata çağrılıyor.
Çağlar, bu yeni sistemin ciddi bir maliyet ve zaman tasarrufu sağladığını vurguluyor. “Böylece fırsat eşitliği sağlıyoruz. Halen birçok şubemizde uygulanan sistem sayesinde ayrıca, örneğin Erzurum’da, Van’da yaşayanların başka şehirlere gitme, otel, yol parası gibi maliyetlere katlanma zorunluluğunu da ortadan kaldırmış oluyoruz.”

İNTERNET ÜZERİNDEN SINAV
Ziraat Bankası, şimdi bu sınavın daha ileri bir aşamasını uygulamayı planlıyor. Can Akın Çağlar, internet üzerinden sınav yapmak için bir çalışma yürütüyoruz. İlgili çalışmalar sonuçlanınca bankamız eleman sınavlarını internet üzerinden yapacak. Yine belli bir puanın üzerindekileri kendi sistemimize davet edeceğiz. Bu uygulama hayata geçerse Türkiye’de bir ilk olacak” diyor

VAKIFBANK, 900 KİŞİ ARIYOR
Ziraat Bankası gibi hızlı büyüme trendini sürdüren bir diğer kamu bankası da VakıfBank... Hatırlanacağı gibi İş Bankası’ndan transfer edilen yeni Genel Müdür Süleyman Kalkan, bankanın 2010 yılının ilk sekiz ayında 61 yeni şube açarak toplam şube sayısını 602’ye çıkarmasında etkin rol oynadı. Söz konusu dönemde VakıfBank, çalışan sayısını da 10 bin 252’ye yükseltti.
Banka bu yılın sonuna kadar İstanbul, İzmir, Antalya, Hatay, Manisa, Balıkesir, Kırklareli, Tokat, Bursa ve Mersin’de yeni şubeler açacak. Aynı zamanda bankanın genel müdürlük birimleri de Ankara’dan İstanbul’a taşınacak.
VakıfBank ekim ayında 300’ü uzman, 600’ü memur olmak üzere 900 kişiyi bünyesine katmaya hazırlanıyor. Taşınma nedeniyle işe alımlarının büyük bölümü İstanbul’da yapılacak. Memur adaylarının KPPS’den 65 puanın üzerinde not almaları gerekiyor.

İŞ, İÇERDE DE DIŞARDA DA BÜYÜYOR
Türkiye İş Bankası, gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki büyümesini sürdürüyor. Banka, 2010 yılının ilk sekiz ayında 34 yeni şube açtı. Yılın kalan döneminde ise 26 yeni şube açmayı planlıyor. İş Bankası, söz konusu dönemde çalışan sayısını da 1.600 kişi artırdı.
Yeni elemanlar daha çok kadro ihtiyacı duyulan genel müdürlük birimleri ile şubeler için yapıldı. Banka, 2009 yılında Anadolu ve İstanbul şubeleri için 1.800, genel müdürlük birimleri için 559, yurtdışı şubeleri içinse 22 eleman almıştı.
İş Bankası’nın yeni eleman alımları yılın son aylarında da sürecek. Emekli olanların yerine geleceklerle birlikte bankanın 500 yeni eleman alması bekleniyor.
İş Bankası, yeni eleman alımlarında, sektördeki yenilikleri takip eden, satışa dönük, değişime açık, müşteri odaklı düşünebilen, katma değer yaratan, öğrenmeye istekli, iletişim becerisi yüksek ve takım çalışmasına yatkın olanları tercih ediyor.

YKB, ANADOLU’YA DA AĞIRLIK VERİYOR
Yapı Kredi Bankası, Ağustos 2010 sonu itibariyle 23 yeni şube açtı. Banka, bu yılın geneli için 60 yeni şube açmayı planlamıştı. Bu plan çerçevesinde çalışmalar sürüyor. Yeni açılan şubelerde toplam 137 yeni eleman görev yapıyor.
Yapı Kredi Bankası, 2010 yılı işe alım planlarını ağırlıklı olarak çağrı merkezi ve şubelerdeki ihtiyaçlar için yapmıştı. Banka, önümüzdeki yıl için de büyük ve gelişmekte olan illerdeki KOBİ piyasalarına yönelik büyüme planları yapıyor. Bunun yanı sıra perakende şubeler açmaya da devam edecek. Büyük il merkezleri dışında Anadolu’daki gelişmekte olan il ve ilçelerde de şube açılışlarını sürdürmeyi planlıyor.
Yapı Kredi Bankası İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cihangir Kavuncu, yeni alınacak elemanlarda aranan özellikleri şöyle sıralıyor: “Öğrenmeye ve gelişime açık, dinamik, geleceğin yöneticileri olabilecek nitelikte adayları işe alım süreçlerimize dâhil ediyoruz. Deneyimsiz eleman işe alımlarımızda ise lisans mezunu ve yabancı dil bilgisine sahip, bankamızda uzun soluklu çalışabilecek, Yapı Kredi değerlerine uyum sağlayabilecek genç yetenekleri bünyemizde istihdam etmeyi tercih ediyoruz.
Yönetici adayı seçim sürecimizde; Türkiye ve yurtdışındaki önde gelen üniversitelerin lisans ve/veya mastır programlarından mezun, çok iyi derecede İngilizce bilgisine sahip, erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış ya da iki yıl süre ile tecilli olmaları aradığımız öncelikli özellikler arasında yer alıyor.”

AKBANK, 3 AYDA 450 ELEMAN ALACAK
2010 yılında 80 yeni şube açılışı planlayan Akbank 27 Ağustos itibariyle bunun 31’ine ulaştı. Bu da bankanın farklı illerde 49 yeni şube daha açacağı anlamına geliyor. Bu süreçte Akbank, yaklaşık 1.500 de yeni eleman alım planlıyordu. 27 Ağustos itibariyle 1.050 yeni eleman istihdam edildi. Bu durumda bankanın yıl sonuna kadar 450 yeni eleman daha alması bekleniyor.
Akbank İnsan Kaynakları İş Biriminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bade Sipahioğlu Işık, ağırlıklı olarak şube satış kadroları için eleman aldıklarını, bunların büyük bölümünün de yeni mezunlardan oluştuğunu belirtiyor. Yeni alınan elemanlar, gişeden başlayacak şekilde satış kadrolarına yerleştirilmek üzere eğitiliyor. Böylece Akbank gişe kadrolarını sürekli besliyor ve orada deneyim kazanan, potansiyeli ve performansı yüksek olanları şube satış kadrolarına transfer ediyor. Akbank’ın bu yıl işe aldığı elemanların yüzde 76’sını deneyimsiz, yüzde 24’ünü ise sektör/fonksiyon deneyimi bulunan adaylar oluşturuyor.
Akbank, sadece büyük illerde değil Türkiye genelinde yaygın alımlar yapıyor. Deneyimsiz alımlarda; 28 yaşını doldurmamış olmak, üniversitelerin bankacılıkla ilgili bölümlerinden mezun olmak, yetkili kulvarında askerliğini tamamlamış olmak önkoşulları aranıyor.
Hem deneyimli hem deneyimsiz adaylarda; müşteri odaklılık, kişisel gelişime açıklık, sonuç odaklılık, inisiyatif alabilme, analitik düşünebilme, değişen koşullara kolay uyum sağlayabilme, ekip çalışmasına yatkınlık gibi temel yetkinlikler aranıyor.

GARANTİ, 75 ŞUBE DAHA AÇACAK
En çok şube açan bankalardan biri de Garanti... Yılbaşından bu yana 24’ü il, 14’ü de ilçe merkezinde olmak üzere 38 yeni şube açan banka, bu süreçte personel sayısını da 1.231 artırdı. Ocak ayından bu yana şube açılan ve yeni eleman alınan il ve ilçe merkezleri şöyle: Siirt ve Tunceli il merkezlerinin yanı sıra Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, İstanbul, Mersin, Sakarya ve Uşak il merkezleri, Alanya, Bandırma, Bodrum, Edremit, Gebze, Kazan, Kulu, Serik ve Susurluk ilçe merkezleri...
Garanti Bankası, 2011 yılında da büyümeye devam edecek. Garanti Bankası İnsan Kaynakları Koordinatörü Osman Tüzün 2011 yılında 75 yeni şube açmayı ve yaklaşık 1.104 kişiyi işe almayı planladıklarını söylüyor. Banka, yetiştirilmek üzere alınan deneyimsiz adaylarda kişisel özelliklere özellikle dikkat ediyor. Örneğin “gişe asistanı” pozisyonu için adayların insan ilişkileri, ikna yetenekleri, aktif ve dinamik bir ortamda çalışma istekleri bile sorgulanıyor. Çünkü bu elemanlar müşteriyle yüz yüze çalışıyor ve bankanın temsil edilmesinde önemli bir role sahipler. Bankacılık deneyimi olan adaylarda ise sahip olunan deneyimin göreve uygunluğuna dikkat ediliyor.

DENİZBANK, 1.000 KİŞİ ALACAK
DenizBank, yılın ilk sekiz ayında 12 yeni şube açtı. Banka, yılın sonuna kadar 38 şube daha açmayı planlıyor. Bu süreçte 500 de yeni eleman alındı. DenizBank, ağırlıklı olarak şube operasyon ve satış pozisyonlar için eleman alımı yaptı. Bu elemanlar, önemli bir kısmı Büyükşehirlerde olmak üzere 67 ilde istihdam edildi. DenizBank 2011 yılında da 50 yeni şube açmayı planlıyor. Önümüzdeki yıl personel sayısı da 1.000 kişi artırılacak.
DenizBank Yönetim Hizmetleri Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tanju Kaya, iş başvurusu yapan adayların sahip oldukları yetkinliklerin işe uygun olması gerektiğini söylüyor. Kaya, “Yeni adayların katma değer yaratabilmeleri, problem çözücü ve analitik düşünce yapısına sahip olmaları aradığımız öncelikli kriterler arasında” diyor.

Şekerbank, 2010 yılının ilk sekiz ayında İstanbul/Esenyurt, Muğla/Ortaca, Konya/Ilgın ve Bursa/Mustafakemalpaşa şubelerini hizmete açtı. Banka, yıl sonuna kadar 6 şube daha açarak toplam sayıyı 266’ya çıkarmayı planlıyor. Şekerbank, oluşan ihtiyaçlar ve yeni açılan 4 şube için toplam 40 personel aldı. Özelikle Anadolu’daki yaygın şube ağıyla 70 ildeki 260 şubesiyle hizmet veren Şekerbank, yeni açılan şubelerin bulunduğu illerdeki pazarlama ve operasyon kadroları için 40 eleman aldı. Yıl sonuna kadar 6 şube için de 60 yeni eleman alınması bekleniyor.
2011 planları yıl sonuna doğru netleşecek olmakla birlikte Şekerbank, “Anadolu bankacılığı” misyonu gereği, bankacılık hizmetlerinden yeterince faydalanmayan bölgelerdeki şube açılışlarına devam edecek. 2001 yılına göre çalışan sayısının yüzde 38 arttığını vurgulayan Şekerbank Genel Müdür Yardımcısı Nejat Bilginer, eleman alımlarında önem verdikleri kiriterleri şöyle sıralıyor:
“Deneyimsiz işe alımlarda üniversiteden yeni mezun olmuş, kurumda çalışmaya istekli, dinamik, takım çalışmasına yatkın, yüksek katma değer yaratacak adayları seçiyoruz. Bankamızın ihtiyacı olan deneyimli personel alımlarında ise pozisyonun gerektirdiği bilgi, deneyim ve yetkinliklere sahip olunması bizim için önem taşıyor. Tüm işe alımlarda, kurum kültürüne uygun, açık iletişim ve sürekli gelişime inanan, kurum aidiyetine sahip, müşteri ve sonuç odaklı, pozisyon için gerekli eğitim, yabancı dil gibi özellikleri taşıyan adayların Şekerbank ailesine katılımına dikkat ediyoruz.”

ŞUBE MÜDÜRLERİ ARANIYOR
Türkiye’de hızlı büyüyen bankalardan biri de Eurobank Tekfen... 2010, bankanın şube ağını hızla genişlettiği bir yıl oluyor. Hatırlanacağı gibi Eurobank Tekfen, ilk perakende şubelerinden ikisini şubat ayında İstanbul Davutpaşa ve Sahrayıcedit’te açmıştı. Mart ayında bunları İstanbul Kartal ve Antalya Çallı şubeleri izledi. Nisan-ağustos ayları arasında ise sırasıyla İstanbul’da Hasanpaşa, İzmir’de Karabağlar, Bursa’da ise Yıldırım ve Nilüfer şubeleri hizmete girdi. Son olarak 1 Eylül’de Antalya Lara’da hizmete açılanla birlikte Eurobank Tekfen’in toplam şube sayısı 51’e ulaşmış oldu.
2010 geneli için 16 şube açılışı planlayan banka, bugüne kadar bunun 9’una ulaşmış oldu. Bu da yıl sonuna kadar 7 yeni şube açılacağı anlamına geliyor. Yeni açılan 9 şubeden dördü, hem ticari hem de perakende bankacılık kadrolarıyla “karma şube” şeklinde hizmet veriyor. Diğerlerinde ise işletme bankacılığı ve bireysel bankacılık hizmeti sunuluyor. Bunlar “perakende şube” olarak hizmet veriyor.
Eurobank Tekfen, özellikle KOBİ’ler için uzman portföy yöneticisi kadroları oluşturuyor. Yıl sonuna kadar açılacak yeni şubelerin de “perakende bankacılık” hizmeti verecek doğrultuda konumlanması bekleniyor. Eurobank Tekfen İnsan Kaynakları Grup Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Türkselçi, ağırlıklı olarak işletme bankacılığı potansiyeli yüksek olan lokasyonları tercih edeceklerini belirtiyor.
Eurobank Tekfen, yeni şubeleri için 1 Eylül itibariyle 54 kişiye yeni istihdam sağladı. Yeni şubelerde daha çok satış kadrosu için eleman alındı. Ticari, KOBİ ve bireysel portföy yöneticiliğine yönelik alımlar devam ediyor. Bankanın yeni eleman alımları daha çok İstanbul, Bursa, İzmir ve Antalya illerinde oldu. Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Türkselçi, Eurobank Tekfen ailesine katılacak elemanlarda aradıkları özellikleri şöyle anlatıyor:
“Pozisyonun gerektirdiği niteliklere ve bankamızı temsil edebilecek kültürel birikime sahip; sürekli gelişime inanan, çevik, etik değerlere saygılı, katılımcı, dinamik, yaratıcı, analitik düşünebilen, azimli, başarma isteği olan, hırslı, dürüst, motivasyonu yüksek, sorumluluk sahibi kişileri tercih ediyoruz.”
Eurobank Tekfen, önümüzdeki günlerde açılması planlanan “karma” ve “perakende” yeni şubeler için şube müdürü, KOBİ ve bireysel bankacılık portföy yöneticileri alacak. Şube müdürlüğü için en az 10, portföy yöneticileri içinse 5 yıl bankacılık sektörü deneyimi aranıyor.

KATILIM BANKALARI DA BÜYÜYOR
Albaraka Türk Katılım Bankası, 2010 yılı başından bu yana 216 yeni personel aldı. Banka, yıl sonuna kadar bu sayıyı 300’e çıkarmayı planlıyor. Yeni alımlar daha çok genel müdürlük birimleri ve şubelerin ihtiyacına göre norm kadro çerçevesinde yapılıyor. Başta İstanbul olmak üzere şubelerinin bulunduğu tüm iller için eleman alınıyor.
Albaraka Türk, ağustos sonu itibariyle bu yıl 5 yeni şube açtı. Banka, yıl sonuna kadar 5 şube daha açacak. 2011 yılında 20 şube açmayı planlayan Albaraka Türk, 160 de personel alacak. Yeni işe alınacak adayların katılım bankacılığı alanında çalışmaya istekli olması, özgüvenin ve iletişim kabiliyetinin yüksek olması isteniyor. Adayların öncelikle bankacılık alanında kariyer yapmayı hedeflemesi, severek ve isteyerek çalışması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Finans Katılım Bankası, 2010 yılı başında şubeleşme konusunda kesin bir hedef belirlemedi. Banka, bunun yerine ekonomik gelişmeler paralelinde açılışlara yön verme stratejisini benimsedi. Bu strateji uyarınca da 2010 yılının ağustos ayına kadar geçen bölümünde sadece İstanbul Taksim ve Kurtköy’de olmak üzere iki yeni şube açtı. Banka, aynı döneminde 195 kişiyi işe alarak toplam çalışan sayısını 3 bin 389’a yükseltti. Yeni elemanlar daha çok genel müdürlük birimlerinde yani İstanbul’da istihdam edildi. Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Afyon, Şanlıurfa, Yalova, Yozgat, Van, Sivas, Gaziantep gibi illere ise ihtiyaç gereği personel alımları yapıldı.
Bank Asya Katılım Bankası ise Ordu, Kastamonu, Antalya/Muratpaşa ve Siirt’te olmak üzere 4 yeni şube açtı. Banka, yıl sonuna kadar 10-15 şube daha açmayı planlıyor. Bu süreçte 350 kişi işe alındı. Alımlar şube ve genel müdürlük birimleri için yapıldı. Bank Asya, yıl sonuna kadar 150 kişiyi daha işe almayı planlıyor.
Kuveyt Türk Katılım Bankası, 2010 yılı geneli için 22 yeni şube açmayı 354 yeni personel almayı planlamıştı. Ancak banka daha sonra planlarını büyüttü ve 10 şube daha açma kararı aldı. 2010 yılının ilk sekiz ayında 17 şube açan Kuveyt Türk, personel sayısını ise 442 kişi artırdı. Yeni şubeler İstanbul, Antalya, Bolu, Diyarbakır, Ankara ve Kayseri’de açıldı. Yıl sonuna kadar 15 yeni şube daha açılması ve yaklaşık 235 yeni personel istihdam edilmesi planlanıyor.
Kuveyt Türk Katılım Bankası, 2011 yılında ise minimum 20 şube açmayı ve 400 yeni personel almayı planlıyor. Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Albayrak, büyümenin ağırlıklı olarak şube kadrolarında, özellikle şube satış ve gişe yetkilisi pozisyonlarına yönelik olduğunu söylüyor. Genel müdürlükte yürütülen projeler nedeniyle bilgi teknolojileri için de yeni alımlar yapıldı.

Kaynak: finansgundem.com

SPK Kredi Derecelendirme Lisanslama Sınavlarına Hazırlık SORU BANKASI


Finansal piyasalardaki gelişmeler, enflasyonun düşmesiyle birlikte bankacılık sektörünün kredilere yönelmesi ve BASEL II düzenlemeleri kredi derecelendirme (rating) kavramının ön plana çıkmasına neden olmuştur.
Bu doğrultuda Sermaye Piyasası Kurulu da derecelendirme şirketlerinin kuruluşu ve çalışması konusunda çok sayıda yeni düzenleme yapmış bulunmaktadır. Bu düzenlemelerde, derecelendirme şirketlerinin ortakları ve çalışanları için “Kredi Derecelendirme Uzmanlığı” ve “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı” lisanslama sınavlarında başarılı olarak lisans alma zorunluluğu geçtiğimiz yıllardan itibaren getirilmiştir.
Kredi Derecelendirme Uzmanlığı Lisanslama sınavı 4 konuyu da kapsamaktadır. Başvuranlara kaynak olmak üzere SORU BANKASI şeklinde hazırlanan bu kitap, sınavda yer alan her bir bölümde 5 testte sorular ve hemen altında çözümleri, 5 testte ise soruların bitimini takiben ayrıntılı çözümleri yer aldığı toplam 40 çözümlü test, ayrıca her dersin sonunda birer adet de “Deneme Sınavı” bulunmaktadır. 44 test ve 1100 soruluk bu kaynak SPK KREDİ DERECELENDİRME UZMANLIĞI LİSANSLAMA SINAVLARINA girecek adaylara kolaylık sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.

5 Ekim 2010 Salı

İş Bankası Rusya'da hangi bankayı alıyor?

İş Bankası'nın yurtdışında banka satın alma girişimlerinden biri, birkaç hafta içinde tamamlanacak


İş Bankası'nın yurtdışında banka satın alma girişimlerinden biri, birkaç hafta içinde tamamlanacak. Banka, Bank Sofia'yı satın alacak. Ödenecek paranın 50 milyon dolar civarında olması bekleniyor.

İş Bankası'nın yurtdışında banka satın alma girişimlerinden biri, birkaç hafta içinde tamamlanacak.

Milliyet gazetesinde yer alan habere göre, bankanın uzun süredir Rusya'da devam eden girişiminde son aşamaya gelindi. İş Bankası Rusya'da Bank Sofia'yı satın alıyor. İş Bankası'nın Rusya'da yapacağı yatırım 50 milyon dolar civarında olacak.

İş Bankası bu banka satın alımıyla Rusya'da ileride yaygınlaşmayı hedefliyor. İş Bankası Grubu'nun lokomotif şirketlerinden Şişe Cam'ın Rusya ve yakın bölgesinde büyük yatırımları bulunuyor. Özsermayesini öncelikle Türkiye'deki faaliyetlerinde kullanmak ve dışarıdaki yatırımlarında stratejik kararlar dahilinde sermaye artırımıyla büyümeyi amaçlayan İş Bankası, bu girişimiyle Rusya'da pazar araştırması yapacak.

Rusya'daki bankacılığın gelişme potansiyeline göre ülkede tüm bankacılık alanlarında faaliyet göstermeyi planlayan İş Bankası, ülkede öncelikle ticari ve kurumsal bankacılık alanlarını araştıracak.

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, daha önce gazetemize yaptığı açıklamada, Rusya'da banka satın alma girişimlerinin devam ettiğini, sürecin yıl sonunda tamamlanacağını ifade etmişti. Özince şöyle demişti:

''Rusya'da banka almamızla ilgili girişimimizde artık son noktalara geldik. İki tarafın ekipleri satış sözleşmelerinin detayları üzerinde çalışıyor. Bir cayma olmazsa ümit ediyorum bu yıl içinde Rusya'da bir banka sahibi olacağız. Bizim açımızdan konu son derece net, her türlü değerlendirme yapıldı. Artık parasını ödeyip alacağız. Olmasa da başkasını bulacağız. Çünkü alternatif çok. Bunun dışında fırsatçı arayışlarımızı devam ettireceğiz. Bu fırsatçı arayışları bu kadar sık gündeme getirmemizin nedeni bunu yapmaya iyice niyetli olmamızdan kaynaklanıyor.''

İş Bankası bu yatırımıyla Rusya Federasyonu'ndaki diğer ülkelerde büyümek istiyor. İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'nin, bu hedef hakkındaki görüşü şöyle:

''Rusya Federasyonu'nda her ülkede ayrı bir banka alma niyetimiz yok. Rusya pazarı, diğer ülkelere göre çok daha büyük. Çok daha olgun bir pazar. Rusya'da almayı arzu ettiğimiz banka üzerinden de Rusya Federasyonu'nun tüm diğer ülkelerine yayılmayı amaçlıyoruz.''

Bank Sofia, 1994 tarihinden beri Rusya Merkez Bankası'na kayıtlı gözüküyor. Moskova merkezli bankanın Moskova'da iki şubesi var. Diğer şubeleri ise St. Petersburg, Saratov ve Balakovo'da bulunuyor.

İş Bankası'nın Almanya'daki bankası İşbank GmbH, Avrupa Birliği üyesi ülke bankaları statüsünde ticari, kurumsal ve bireysel alanda faaliyet gösteriyor. Tamamı bankaya ait olan İşbank GmbH'nin Almanya'da 12, Fransa, Hollanda ve İsviçre'de birer şubesi var.

Londra ve Bahreyn'de birer şubesi bulunan İş Bankası, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 9 şube ile faaliyet gösteriyor. Çin'in Şanghay kentinde bir temsilciliği bulunuyor. İş Bankası İrlanda'da İş Dublin Financial Services Plc ile faaliyet gösteriyor. Banka yurtdışında ilk olarak 1932'de Hamburg - Almanya ve İskenderiye - Mısır şubeleriyle faaliyete başladı.

1932-1959 yılları arasında Mısır'da İskenderiye Şubesi'yle faaliyet gösteren İş Bankası, Haziran ayında 51 yıl aradan sonra Mısır'da Kahire'de temsilcilik açtı.

Bankanın Şanghay Temsilciliği 2006'da açıldı. Bankanın yurtdışı teşkilatı bireysel, ticari ve kurumsal bankacılık alanlarında hizmet veriyor.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Bankacılık sektörü döviz açığı arttı

Bankacılık sektörü bilanço içi yabancı para pozisyonu açığı 1 milyar 288 milyon dolar arttı

Bankacılık sektörü bilanço içi yabancı para pozisyonu açığı 24 Eylül
haftasında 1 milyar 288 milyon dolar artarak 14 milyar 355 milyon dolara
geldi.

BDDK Haftalık Bülteni'nde yer alan verilere göre, bilanço içi yabancı
para pozisyonu açığı bir önceki hafta 13 milyar 67 milyon dolar olmuştu.

Aynı hafta yabancı para net genel pozisyonu 299 milyon dolar açıktan,
53 milyon dolar açığa geldi.

Aynı dönemde yabancı bankaların 10 milyar 307 milyon dolar olan açığı,
10 milyar 502 milyon dolar açık olurken, mevduat bankalarının 14 milyar
122 milyon dolar olan açığı 15 milyar 334 milyon dolar oldu.

Özel Bankaların döviz pozisyonu 2 milyar 975 milyon dolar olan açığı
3 milyar 74 milyon dolar açığa gelirken, kamu bankalarının 840 milyon
dolar olan açığı 1 milyar 758 milyon dolar açığa geldi.

30 Eylül 2010 Perşembe

Denizbank takipteki kredilerini sattı


Toplam 81 milyon liralık kredi portföyü Standart Varlık Yönetimi'ne devrediliyor

Denizbank A.Ş., toplam 81 milyon 583 bin 862 liralık kredi portföyünü Standart Varlık Yönetim A.Ş. ve LBT Varlık Yönetim A.Ş.'ye toplam 7 milyon 406 bin liraya sattığını bildirdi.
Denizbank'ın Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) takipteki kredi portföyünün satışına ilişkin yayımlanan özel durum açıklamasında, Banka Yönetim Kurulu'nun kararıyla, yaklaşık iki yıl ve daha uzun süredir kanuni takip hesaplarında izlenmekte olan, tamamına karşılık ayrılmış kredi alacaklarından 20 milyon 897 bin 285 lira tutarındaki işletme kredileri, 32 milyon 169 bin 958 lira tutarındaki bireysel krediler ve 28 milyon 516 bin 619 lira tutarındaki kredi kartı kredilerinden oluşan toplam 81 milyon 583 bin 862 liralık kredi portföyünün Standart Varlık Yönetim A.Ş. ve LBT Varlık Yönetim A.Ş.'ye toplam 7 milyon 406 bin lira bedelle satıldığı kaydedildi.

28 Eylül 2010 Salı

SPK Bağımsız Denetim Lisanslama Tüm Konular


Her geçen gün artan finansal piyasaların gelişmişlik düzeyi, piyasa oyuncularına ilişkin de yeni kuralların konulmasına yol açmaktadır. Para ve sermaye piyasalarının en önemli unsurlarından birisi güven iken, bir diğeri elde edilecek kazanç seviyesi ve bunun karşılığında üstlenilen risktir.
Piyasaların derinleşmesi, bu kapsamda hem ürün çeşitliliğinin artması, diğer taraftan da işlem hacminin artması ile gerçekleşmekte olup, bu husus ekonomiler açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu önem çerçevesinde düzenleyici ve denetleyici otoriteler de istikrarlı, sağlıklı ve düzenli piyasalar için sürekli dinamik kalmak durumundadırlar.

Sermaye Piyasası Kurumu tarafından açılan lisanslama sınavlarından birisi de bağımsız denetim yapacak kişilerle ilgilidir. Bu konuda çalışan ve/veya çalışacak kişilerin lisans almaları yönünde yılda 3 kez açılan lisanslama sınavlarından Bağımsız Denetim Lisanslama sınavı 3 temel konudan oluşmaktadır.

Sınava girecek adaylara çalışma kolaylığı sağlamak ve çok sayıda test çözümü ile bilgilerini daha da kalıcı kılmak açısından güncel konu anlatımını içeren bu kaynak “SPK BAĞIMSIZ DENETİM LİSANSLAMA SINAVLARINA” girecek adaylara yönelik hazırlanmıştır. Her alt konu sonunda, daha önceki sınavlarda çıkmış veya çıkma ihtimali olan sorular, ayrıntılı çözümleri ile yer almakta olup, her ana konu sonunda ise birer deneme sınavı yer almaktadır. Bu bakış açısı ile hazırlanan kitap, en güncel bilgileri içeren kaynak niteliğindedir.

http://www.akademiegitim.com.tr/kitap_galerisi.php?kitapid=80

"Konut sektöründe talep giderek artıyor"

Garanti Mortgage GM Onaran, 2010 yılının mortgage sektörünün şimdiye kadar yaşadığı en iyi yıl olduğunun söylenebileceğini belirtti.

DENİZLİ - Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran, 2009'un son çeyreğinden bu yana konut sektöründe talebin giderek artan bir şekilde devam ettiğini ve daha da artacağını söyledi.

Garanti Bankası, mortgage ve gayrimenkul sektörüne ilişkin uzmanlığını, birlikte çalıştığı emlak ofisleri sahipleriyle paylaşmak amacıyla başlattığı seminer dizisine, Denizli'deki toplantıyla devam etti. Anemon Otel'de düzenlenen seminere katılan emlakçılara, emlak ofislerine özel uygulamalar ve mortgage sektörü üzerine son gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi aktarılırken, ülke ekonomisinin genel görünümü hakkında bilgiler verildi.

Seminerde açılış konuşması yapan Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran, 2009'un son çeyreğinden bu yana konut sektöründe talebin giderek artan bir şekilde devam ettiğini kaydetti.

2010 yılının mortgage sektörünün şimdiye kadar yaşadığı en iyi yıl olduğunun söylenebileceğini belirten Onaran, "10 Eylül itibariyle sektör 51,1 milyar TL seviyelerine ulaştı. Sene başından bu yana 8,8 milyar TL'lik yani yüzde 20'lik bir büyüme gerçekleşti. Konut ve mortgage sektöründe işler gerçekten iyi gidiyor ve çok daha iyiye gideceğini gösteren işaretleri alıyoruz. 2010 sonunda sektörün yüzde 30'lara yakın bir büyüme kaydederek 54 milyar TL civarı bir rakama ulaşacağını tahmin ediyoruz. Biz de Garanti Bankası olarak sektör liderliğimizi açık ara devam ettiriyoruz. Sektörde bilgi birikimi, istek ve coşku arttıkça, çok daha önemli büyüme rakamlarına ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz. Bunu hep birlikte başaracağız" dedi.
Onaran, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Alınan sonuçların konut sektörünü, emlak ofislerini ve bankacılık sektörünü son derece yetkin çalışmalarına borçluyuz. Garanti mortgage olarak, mortgage uzmanlığımız ve pazar liderliğimizle, bu alanın büyümesi, daha büyük hacimlere ve kaliteye ulaşması için elimizden gelen katkıyı yapmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda, seminerlerimiz de, çok önem verdiğimiz etkinliklerden biri. Yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle tüketicilerin, bilgi birikimimizle ise tüm iş ortaklarımızın yanındayız"
Seminere, Denizli Emlak Müşavirleri Meslek Odası Başkanı Hakan Arslan, Garanti Mortgage Satış Koordinasyon Müdürü Kerem Ömer Orbay ve 27 ilden 3 bini aşkın emlakçı katıldı.

Türkiye'de bankalar tedirgin

Son dönemde Merkez Bankası'na yönelik eleştirileriyle öne çıkan Çağlayan, ilginç tespitlerde bulundu

Türkiye’de bankalar bir süredir tedirgin. “İran ile herhangi bir ticari faaliyete aracı olmamak için para transferlerine” yeşil ışık yakmıyor. ABD’den İstanbul’a kadar gelinerek yapılan telkinler oldukça etkili olmuş durumda. Başta ihracatçılar bu durumdan oldukça sıkışan bir iş grubu var. Bu noktada geçen hafta Devlet Bakanı Zafer Çağlayan Türkiye’nin önde gelen bankalarının üst düzey yöneticileriyle buluştu. Bu görüşmenin ardından Çağlayan ile bu konuda ne gibi çalışmalar yaptığını konuştum. Önce bir rapordan bahsetti. ABD’deki bir üniversitenin hazırladığı bir rapor. Buna göre dünya mal ticaretinin yüzde 23’ü kara komşusu ülkeler arasında yapılıyor. Şöyle anlatıyor:
Bizim kara komşusu olduğumuz 6 ülke var. 8 yıl önce bunlarla ticaret yüzde 3.5 oranındaydı. Bugün yüzde 9’lara geldi. Daha da gidecek çok yolumuz var. İran da en önemli komşularımızdan bu potansiyeli gözardı edemeyiz.”

Ortak bölge kurulacak

Çağlayan’ın potansiyel dediğini biraz açalım. Türkiye ile İran’ın 2008’deki ticareti 11 milyar doları buldu. Bu oran kriz döneminde geçe yıl 5.4 milyar dolara indi. Bu yıl yine 10 ile 11 milyar dolar arasında olması bekleniyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ise “5 yıl içinde 30 milyar dolar” hedefi koydu.
Çağlayan ticari potansiyelin gözardı edilemeyeceğini belirterek şöyle konuşuyor:
Yakın bir dönemde ortak sınırımızda serbest bölge veya organize sanayi bölgesi kuracağız. İki ülke işadamları karşılıklı olarak ticareti geliştirme konusunda istekli.
Peki ya ambargo kararları..Birleşmiş Milletlerin ve ABD’nin ki…

BM’yi dikkate alırız
“Birleşmiş Milletlerin ambargo kararı nükleer amaçlı eşyaya yönelik. Hem bunla ilgili mal satışına hem finansal hareketlere. Buna tabi ki uyuyoruz uyacağız. Türkiye yanı başında sorunlu bir ülke ister mi hiç? Kendi bölgemizde her zaman barışı savunuyoruz. Yalnız bir de ABD’nin yayınladığı ambargo kararı var. Her türlü finansman hareketlerine yasak getiren bir düzenleme. Açık söyleyeyim. Bizi sadece BM’nin kararı bağlar. ABD’nin ki değil.” Çağlayan ile ABD’nin ambargo kararının en önemli dayanak noktalarında “terörizmin finansmanı” gerekçesini de konuşuyoruz:
Türkiye terörden en çok çekmiş ülkelerden biri. Hiç bu konudaki en ufak bir noktayı görmezden gelir miyiz? Terörizmin dini, ırkı olmaz. Şunu da söyleyeyim biz İran’ın avukatı değiliz. Ama olaylara net bakmak gerekir. Size birkaç rakam vermek istiyorum. 2009 yılında İran 66 milyar dolarlık ithalat yaptı. Bunun 2 milyar doları Türkiye, 25 milyar doları Avrupa ülkeleri. Neredeyse 40 milyar doları ise doğrudan ya da dolaylı yollarla mal satan ABD’li firmalar. Gerçek resim bu..”
Bakan Çağlayan’a geçen hafta bankaların üst düzey yöneticileriyle yaptığı görüşmenin detaylarını soruyorum. Ve bankaların endişelerini:
Özellikle ihracatçımız rahatsız. Ben de dış ticaretten sorumlu bakan olarak hem BDDK başkanıyla hem de sektörün yöneticileriyle bir araya geldim.
Türkiye’deki bankaların büyük çoğunluğu yabancı ortaklı. Gerçi onların ortağı olan ülkelerin şirketleri de İran ile ticaret yapıyor. Bir de sendikasyonları var. İster istemez çekiniyorlar. Bizim bankacılarımızın cesur olmasında fayda var. Bu noktada çekineceğimiz yanlış yaptığımız bir şey yok ki…Bunu anlattım bu konuda konuştuk.
Benim ABD’ye 17 Ekim’de bir seyahatim olacak. Orada da bu konu üzerinde görüşme yapacağım. ABD’nin Türkiye’de büyükelçisi yok. Buradaki en üst düzey temsilci olan konsolos Scott ile iki kere buluşup sıkıntımızı anlattım. Daha da çalışacağız. Ama diyorum ya bankaların cesaretli olması lazım.”

Yazılı mali kurala gerek yok, o bizim kalbimizde, beynimizde

Türkiye ekonomisinde, bu yılın ikinci yarısında en çok “söz verilip yasalaştırılmayan mali kural” konuşuldu. Zafer Çağlayan aynı zamanda Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nun üyesi. Lafı fazla uzatmıyor: 8 senelik geçmişe baksınlar. Bu iktidar bu sürede 4 seçim, 2 referandum yaşadı.
Hedeflerde bir sapma oldu mu? Bütçe açığı, kamu borçlarının gayri safi milli hasılaya oranı? Bu sürede mali kural mı vardı? Referandum sonrası ilk bakanlar kurulu toplantısında Başbakanımız bize “Asla seçim ekonomisi uygulanmayacak” diye talimat verdi. Mali kural bizim beynimizde kalbimizde. Başka bir şeye ihtiyaç yok. İngiltere’nin yazılı anayasası yok diye orada demokrasinin kuralları işlemiyor mu? Mali kural için yazılı bir metne ihtiyaç yok”…
MURAT SABUNCU-MİLLİYET

KOBİ'ler Basel III düzenlemelerinden endişeli

Türk bankaları, Basel III'ün bankacılığa olumsuz etkide bulunmayacağı görüşünde, KOBİ'ler kredilere ulaşma anlamında endişeli.

ANKARA - Türk bankaları, Kasım ayında yapılacak olan G-20 toplantısında netleşecek olan Basel III prensipleri ile getirilecek düzenlemelerin, Türk bankacılığına olumsuz etkide bulunmayacağı görüşünde iken, küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ) ise kredilere ulaşma anlamında endişeli.

Halkbank Risk Yönetimi Daire Başkanı Ali Ulvi Sargon, Basel III uygulamalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde sermaye yeterliliği ile ilgili olarak üç farklı rasyo ihdas edildiğinin görüldüğünü, bunlardan birincisinin minimum yüzde 7 olarak uygulanacak olan "Kor 1. Kuşak Sermaye sermaye koruma tamponu oranı", ikincisinin yüzde 6 olarak uygulanacak olan minimum "1. Kuşak sermaye oranı", üçüncüsünün ise yüzde 10,5 olarak uygulanacak olan "minimum toplam sermaye sermaye koruma tamponu oranı" olduğunu söyledi.

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) tarafından yayımlanan düzenlemeler çerçevesinde, anılan rasyoların hayata geçirilmesi için kademeli bir geçiş sistemi öngörüldüğünü, 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle rasyoların belirtilen oranlarda uygulamaya geçirilmesinin sağlanacağını hatırlatan Sargon, bu yönüyle bankaların söz konusu düzenlemelere uyum sağlamaları için sürelerinin bulunduğuna işaret etti.

Türk bankacılık sisteminin sermaye yapısı değerlendirildiğinde öz kaynaklar içinde "hibrid sermaye araçları" olarak adlandırılan unsurların düşük oranda yer alması nedeniyle "Kor 1. Kuşak Sermaye" oranının diğer ülkelere kıyasla oldukça yüksek düzeyde seyrettiğini belirten Sargon, "Bu nedenle Türk bankacılık sisteminin Basel III ile getirilen düzenlemelere uyum düzeyi oldukça yüksek seviyededir. Diğer taraftan, toplam öz kaynaklar içinde 1. Kuşak Sermayenin payının görece düşük olduğu bankalarda ilave sermaye ihtiyacı oluşması kaçınılmazdır" dedi.

Bununla birlikte Basel III hükümlerinin ekonomik büyümeye etkilerini analiz edebilmek için sadece bulundurulması gereken sermaye miktarının yükseltilmesine yönelik hükümleri değil, Basel III ile getirilen diğer düzenlemeleri de değerlendirmenin yerinde olacağına dikkati çeken Sargon, Türkiye'de ve uluslararası alanda yaşanan geçmiş kriz dönemleri incelendiğinde bankaların ekonomik döngünün olumlu seyrettiği dönemlerde kredi arzlarını genişlettikleri, hissedarlarına ve çalışanlarına yüksek oranda kar dağıttıkları, buna karşılık ekonomik döngünün olumsuz seyrettiği dönemlerde kredi arzını kısarak reel sektöre kaynak aktarımında kısıntıya gittikleri ve ekonomik büyümenin daha da olumsuz bir biçimde etkilenmesine yol açtıklarının görüldüğünü hatırlattı.

Sargon, şöyle devam etti:
"Kanaatimce Basel III ile getirilen en önemli husus, bu olumsuzluğun önüne geçilmesini sağlamak üzere 'döngüsel sermaye tamponu' ve 'sermaye koruma tamponu' uygulamalarının hayata geçirilmesidir. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karlılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Ayrıca daha güçlü sermaye yapısına sahip bir bankacılık sisteminin makro ekonomik dengelerin oluşmasında daha etkin rol oynayacağı açıktır."

24 Eylül 2010 Cuma

Vakıflar Bankası Irak'ta şube için izin aldı

Vakıflar Bankası, 515 milyon dolarlık takas işlemini tamamladı.

İSTANBUL - Vakıflar Bankası, Irak'ta şube açma konusundaki izin başvurusunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından uygun bulunduğunu duyurdu.
Vakıflar Bankası'nın, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, "Bankamızın Irak'ta şube açma konusundaki izin başvurusu BDDK tarafından uygun bulunmuştur" denildi.

Takas işlemini tamamladı

Türkiye Vakıflar Bankası, dün mevcut seküritizasyon kredisi programı kapsamında yapılan takas işleminin, 515 milyon dolar nominal değerli mevcut sigortalı kağıdın aynı vadedeki sigortasız kağıtlarla değiştirilerek tamamlandığını duyurdu.

Vakıflar Bankası'ndan, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yapılan açıklamada, "23 Eylül 2010 tarihinde, bankamızın mevcut seküritizasyon kredisi (çeşitlendirilmiş alacak haklarının menkul kıymetleştirilmesi) programı kapsamında yapılan takas işlemi (mevcut sigortalı kağıtların sigortasız olarak değişimi); 15 yatırımcının katılımıyla 515 milyon dolar nominal değerli mevcut sigortalı kağıt aynı vadedeki sigortasız kağıtlarla değiştirilerek tamamlanmıştır" denildi.

SPK Temel Düzey Lisanslama Soru Bankası



Sermaye Piyasası Kurumu tarafından sermaye piyasası alanında işlem yapacak kişilerin lisans almaları yönünde yılda 3 kez açtığı lisanslama sınavları arasında en fazla kişinin girdiği bölüm Temel Düzey sınavıdır.

Sınava girecek adaylara çalışma kolaylığı sağlamak amacıyla 9 konuya ait, her bir konu için 5 adet ayrıntılı çözümlü, 5 adet deneme sınavı olmak üzere 10 sınav hazırlamış olup, 9 konunun tamamı için kitapta toplam 90 test 1.175 ayrıntılı çözümlü, 1.175 adet de cevaplı olma üzere toplam 2.350 sorunun yer aldığı bu kaynak “SPK TEMEL DÜZEY LİSANSLAMA SINAVLARINA” girecek adaylara yönelik hazırlanmıştır.

Ayrıntılı bilgi ve kitabı satın almak için aşağıdaki linke tıklayınız.
http://www.akademiegitim.com.tr/kitap_galerisi.php?kitapid=83

Bankalardaki mevduat 506,5 milyar lira oldu

MB verilerine göre, TL cinsinden mevduat 348 milyar 833 milyon 598 bin liradan, 350 milyar 335 milyon 652 bin liraya yükseldi

ANKARA - Bankalardaki toplam mevduat, 8 Eylül 2010 tarihi itibarıyla 506 milyar 511 milyon 740 bin lira oldu. 3-8 Eylül arasındaki bir haftalık süreçte mevduat tutarı, 249 milyon 972 bin lira arttı.

Merkez Bankası Haftalık Bültenine göre, bu dönemde, TL cinsinden mevduat 348 milyar 833 milyon 598 bin liradan, 350 milyar 335 milyon 652 bin liraya yükseldi.
Yabancı para cinsinden mevduat ise 147 milyar 559 milyon 272 bin liradan 146 milyar 521 milyon 304 bin liraya düştü.

8 Eylül itibarıyla 9 milyar 654 milyon 784 bin lira olan bankalararası mevduatın ise 5 milyar 685 milyon 507 bin lirası TL, 3 milyar 969 milyon 277 bin lirası da yabancı paradan oluştu.

Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri

Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri, bir haftada 2 milyar 114 milyon dolar azalarak, 17 Eylül itibarıyla 74 milyar 864 milyon dolar oldu.
Brüt döviz rezervleri, 8 Eylül 2010 tarihinde 76 milyar 978 milyon dolar düzeyindeydi.

Merkez Bankası'nın 8 Eylül'de 81 milyar 615 milyon dolar olan toplam rezervleri de 17 Eylül itibarıyla 79 milyar 501 milyon dolara geriledi. Söz konusu rezervin 4 milyar 637 milyon dolarını altın oluşturdu.